Avukat Serif Yilmaz | OsnabrückALMANYA’DAN TÜRKİYE’YE GEÇİCİ (TATİL) SEYAHATLERDE SAĞLIK SİGORTASI ve GİDERLERİN KARŞILANMASI

Almanya’da tahminlere göre 3,5-4 milyon civarında Türk vatandaşı veya Türk kökenli Alman vatandaşı yaşıyor. Bu insanlarımız ekonomik ve ailevi sebeplerle her yıl tatillerini geçirmek üzere Türkiye’yi tercih etmekte ve Türkiye’ye gitmektedirler. Aynı şekilde Türkiye’deki binlerce akrabalar da bu bağlardan dolayı Almanya’ya onları ziyarete gelmekte. Tatillerini cennet vatanımız Türkiye’de geçirmeyi tercih eden Alman vatandaşlarını da bu gruplar içerisinde kabul edersek kitlenin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.

Elbette bunlar arasında Almanya’ya veya Türkiye’ye sadece ziyaret veya tatil için değil, geçici olarak eğitim amaçlı veya geçici görevle gidenler de olmakta.

Bir başka makalemizde „TÜRKİYE’DEN ALMANYA’YA ZİYARETLERDE SİGORTALILARIN SAĞLIK GİDERLERİNİN KARŞILANMASI“ başlığıyla  Türkiye’den Almanya’ya geçici gelen sigortalıların sağlık giderlerinin nasıl karşılanacağını anlatmıştık.

Bu makalemizde de Almanya’dan Türkiye’ye geçici olarak tatil amaçlı seyahatleri halinde sigortalı olanların  vatandaşlık durumlarına bakılmaksızın Türkiye’de sağlık sigortasından nasıl faydalanacaklarını sizleri teknik ayrıntıya boğmadan hukuki dayanakları ile izah etmeye çalışacağız.

1-HER İKİ ÜLKE ARALARINDAKİ SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMESİ GEREĞİNCE SAĞLIK GİDERLERİNİ KARŞILAR

Almanya 1961 yılından itibaren Türkiye’den işçi kabul etmeye başlayınca 10.04.1965 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  (Almanya açısından; BGBl. II 1965 S. 1169) Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi (Deutsch‐türkisches Abkommen über die soziale Sicherheit- DT-SVA-), 02.11.1984 tarihinde bu sözleşmenin nihai protokolü (Schlussprotokoll) ve yine zaman içerisinde ihtiyaç üzerine bu anlaşmanın iki ülke makamları arasında nasıl uygulanacağına dair 14.01.1985 tarihli Resmi Gazetede yayınlanıp, 01.04.1987 tarihinde yürürlüğe giren (Almanya açısından; BGBl. II 1986 S. 1038) tatbikat sözleşmesi (İdari sözleşme- Durchführungsvereinbarung) imzalanmıştır. Bu sözleşme hükümleri uygulamada her iki ülke için de kanunların üzerinde bir kuvvete sahiptir. (Anayasa md. 90)

1965 tarihli sözleşmenin “Hastalık ve Analık Sigortaları” (Versicherungen für den Fall der Krankheit und der Mutterschaft) başlıklı ikinci bölümde düzenlenen 11’inci maddesi sözleşmeye taraf her ülke kendi mevzuatına göre sigortalılığın tespitinde her iki ülkede geçen sigortalılık sürelerinin aynı zamana rastlamaması şartıyla nazara alınarak belirleneceğini belirtmiştir.

12’inci maddesi ise  “(1) 4a maddesi,

a-) İkametgahını, sigorta vak’asının zuhurundan sonra diğer akit taraf ülkesine nakleden, ancak ikametgahını nakletmesine yetkili sigorta mercii tarafından daha önce muvafakat edilmiş bulunan,

b-) Sigorta vak’ası, geçici olarak diğer akit taraf ülkesinde ikamet ettiği sırada vukubulan ve durumu itibariyle kendisine derhal yardım yapılması gereken,

c-) Sigorta vak’ası, sigortadan ayrıldıktan sonra vukubulan ve kendisine teklif edilen bir işe başlamak üzere diğer akit taraf ülkesine giden, bir kimse için geçerlidir.

(2) 1’inci fıkranın a bendi gereği muvafakat, ilgili kimsenin, kendisine ait olmayan sebeplerden ötürü muvafakatı daha önceden alamamış olması halinde, sonradan verilebilir.

(3) Madde 4a, ülkesinde ikamet ettiği akit taraf mevzuatına göre yardım hakkına sahip bulunan bir kimse hakkında uygulanmaz.

(4) 1’nci fıkranın a ve b bendleri ile 2’inci fıkra hükümleri, analık nedeni ile yapılacak yardımlar için geçerli değildir” diyerek hangi hallerde karşılıklı olarak hangi yardımlardan sigortalıların faydalanabileceğini belirtmiştir.

Sözleşmenin sağlık yardımları ile ilgili olarak uygulanmasında Türkiye ve Almanya’nın hangi kanunlarının geçerli olacağı da 2’inci maddesinde; Alman mevzuatı bakımından “Para ve sağlık yardımlarının Alman Hastalık Sigortası Sosyal Sigorta Mercileri tarafından yapılmasının öngörüldüğü hallerde, hastalık sigortası ile….” denilerek ayrım yapmadan Almanya’daki tüm sigortalılara (işçi, memur, serbest çalışan veya isteğe bağlı sigortalı ile sözleşmeli personel) uygulanan mevzuatın geçerli olduğunu hüküm altına almıştır.

Bu nedenle Almanya tüm sigortalıları için (çalışan, emekli ve onların bakmakla yükümlü olduğu kişiler ) Türkiye’de sağlık yardımı alınması halinde giderleri üstlenmiştir.

Türk mevzuatı bakımından ise aynı maddede ;

“a) İşçiler hakkında uygulanan sosyal sigortalar (hastalık ve analık, iş kazaları ile meslek hastalıkları, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları) hakkındaki mevzuat. (Yani SSK’lılar)

b) Devlet memurları ve hizmetlilerini kapsıyan T.C. Emekli Sandığı mevzuatı.

c) Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar ile tarımda kendi nam ve hesabına çalışanlar hakkındaki sosyal sigorta (Bağ-Kur) mevzuatı.

d) Sosyal Sigortalar sistemine dahil edilen diğer sosyal sigorta sandıkları hakkındaki özel sistemlere ilişkin mevzuat. (örneğin bankaların vakıf sandıkları)

e) Kanunla yürürlüğe konulacak ve yeni nüfus gruplarını kapsamına alacak sosyal güvenlik mevzuatları hakkında uygulanır” demektedir.

Bu genel mevzuat açıklamalarından sonra sigortalıların Türkiye’ye geçici seyahatlerinde sağlık yardımlarından nasıl faydalanacaklarını izah edelim.

2-ALMANYA’DAN TÜRKİYE’YE TATİLE GİDEN SİGORTALILAR

Almanya’dan bir çok Türk veya mavi kartlı vatandaşımız özelllikle yaz tatillerinde sıla-ı rahim düşüncesiyle ziyaret veya tatil amaçlı Türkiye’ye gidiyor. Sadece yaz tatillerinde değil vatandaşlarımızın özellikle ilk nesil amcalarımız veya teyzelerimiz yılın belirli bir dönemini Türkiye’de geçiriyorlar. Sadece bunlar da değil öz be öz Almanlar tatil amaçlı veya Türkiye’den mülk alarak yılın belirli bir zamanında Türkiye’de bulunuyorlar.

T/A 11 BELGESİNİN ALINMASI VE GİDERLERİN ÖDENMESİ

Vatandaşlık durumuna bakılmaksızın Almanya’da yasal sağlık sigortası olanlar Türkiye’ye seyahat etmeden önce mutlaka bağlı oldukları AOK, Technische Krankkasse gibi yasal sağlık sigortalarından yukarıda zikrettiğimiz  Türkiye- Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi (DT-SVA) ve  tatbikat sözleşmesi (İdari sözleşme- Durchführungsvereinbarung) gereğince T/A 11 formülü olarak adlandırılan  “Türkiye’de ikamet sırasında sağlık yardımlarının talep edilmesi hakkında belge”sini (Bescheinigung über Anspruch auf Sachleistungen bei vorübergehendem Aufenhalt in der Türkei ) almalılar. Bu belgeye halk arasında tatil sağlık belgesi (Urlaubskrankenschein) veya yurtdışı sağlık belgesi de (Auslandskrankenschein) denilmektedir.

Bu belge tatbikat sözleşmesinin (Durchführungsvereinbarung) 9’uncu maddesi gereğince mutlaka bir istek üzerine ve sosyal güvenlik sözleşmesinin yukarıda zikredilen 12/1-b ve c maddesi ile 14/1-2. cümle, 14/3-2.cümle hükümlerine göre verilir. Belge sadece sigortalının kendisine değil aynı zamanda bakmakla yükümlü olduğu kişiler de kaydedilerek  en fazla 3 ay için verilir.  Alman yasal sağlık kurumundan bu belgeyi alan kişi/kişiler bulundukları yerdeki SGK müdürlüğüne/merkezine onaylatarak Türkiye’de acil (Notfall) bir durumda derhal müdahale gerektiren rahatsızlıklarında bu belge ile muayene ve tedavi olabiliyorlardı. Yani bir tür sağlık karnesi gibi yanınızda taşıyordunuz.

Ancak 01.01.2012 tarihinden itibaren Türkiye’de herkesin genel sağlık sigortası kapsamına alınmasıyla SGK uygulamasında sistem değiştirildi. SGK, 01.04.2014 tarihinde ise Almanya’dan gelen bu sigortalılar için Yurtdışı Provizyon Aktivasyon ve Sağlık Sistemi’ni (YUPASS) hayata geçirerek medula sistemi üzerinden sağlık hizmeti vermeye başladı.

Yani artık elinizde “Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Göre Sağlık Yardım Belgesi” (Gesundheitshilfebescheinigung gemäß Sozialversicherungsabkommen) ile doktor doktor,  hastane hastane veya eczane eczane gezmeye gerek kalmadı. Örneğin AOK kurumundan aldığınız T/A 11 formülünü nüfus cüzdanı/mavi kart ve pasaportunuzla birlikte yetkili SGK müdürlüğüne/merkezine verdiğinizde, SGK sizi veya bakmakla yükümlü olduğunuz diğer kişileri 10 haneli bir numara vererek ve belgenin geçerlilik süresiyle birlikte YUPASS sistemine kaydediyor. Siz bu numara ile ihtiyaç halinde SGK’nın veya onun anlaşmalı olduğu hizmet sunucularından sağlık hizmeti alabiliyorsunuz.  Yani hizmet almış olduğunuz kurumlara (doktor, hastane, sağlık ocağı v.b.) nasıl sigortalı olduğunuzu belgelemek zorunda kalmıyorsunuz.

Unutmamak gerekir ki, bu sağlık hizmeti sadece Türkiye’de bulunurken acil durumlar için geçerlidir. Yani bu hizmette diş doktorunda implant veya göz hastanesine giderek göz çizdirme ameliyatı yapamazsınız. Yapsanız da bu giderleri ne SGK ne de Alman yasal sağlık kurumu kabul eder. Zira sosyal güvenlik sözleşmesinin 12/1-b maddesi “….geçici olarak diğer akit taraf ülkesinde ikamet ettiği sırada vukubulan ve durumu itibariyle kendisine derhal yardım yapılması gereken” haldeki masraflar sigorta kapsamındadır.

Sözleşmenin 15/3 maddesi de acil durumun tanımı ve protezlerle yüksek miktardaki sağlık masraflarının hangi halde üstlenilebileceğini “Protezler ile mali yönden önemli miktardaki sağlık yardımları, acil haller dışında, yetkili Sosyal Sigorta Merciinin muvafakatı ile yapılır. Acil durum, yardım yapılmasının, ilgili kimsenin hayatını veya sağlığını ciddi olarak tehlikeye sokmaksızın, ertelenmiyecek olması halinde sözkonusudur” diyerek açıklamıştır.

Bu prosedür işletildiğinde ve SGK’nın kendi hastaneleriyle anlaşmalı hastanelerinde ve eczanelerde sözleşmeye uygun hallerde siz Türkiye’de uygulanan hasta/ilaç katkı payları hariç (Türkiye’deki her sigortalı gibi)  hiçbir  masrafı ödemezsiniz. SGK bu hizmetlerin bedelini sağlık sunucularına öder ve sizin bağlı olduğunuz Alman sağlık sigorta kurumuna (Ör: AOK) fatura ederek ondan tahsil eder.

Burada şunu da belirtelim ki, sözleşme kapsamında her masraf ödenmediğinden Alman sağlık sigorta kurumları kendi üyelerine az bir bedel alarak ek yurtdışı sağlık sigortaları (Zusatzversicherung) da yapmaktadır. Bununla verilecek hizmetler daha genişletilebiliyor. Örneğin Türkiye’de iken gerçekten ihtiyaç halinde özel bir sağlık sunucusuna gittiğinizde ve sağlık hizmetinin bedelini siz peşin ödediğinizde Almanya’ya geldikten sonra faturaları ibraz ederek ödediğiniz bedelleri geri almanız mümkün olabiliyor.

Bunun dışında Almanya’da bazı kurum ve özel sigorta firmaları seyahat boyunca geçerli (Örneğin 45 günlük) “Özel Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortası” (Auslands-Reiseversicherung) yapıyorlar. Buna Almanya’da en yaygın otomobil ve sürücü kulubü ADAC örnek gösterilebilir. ADAC üyelerine yıllık bir bedelle bu hizmeti veriyor. Elbette fiyat yönünden internet üzerinden bu firmalar ve poliçe kapsamları iyice araştırılmalı. Bu özel yurtdışı seyahat sigortasıyla Türkiye’de yaptığınız çoğu masraflarınızı fatura ibrazı halinde hemen ve tamamen ödeme alma imkanı ile birlikte gerektiğinde ve acil durumlarda ambulans uçak (Ambulanzflugzeug) hizmetinden bile faydalanabilmek mümkün oluyor. Bu sözleşmelerin ve poliçelerin en büyük dezavantajı geçerlilik süreleri çok kısa olduğundan Türkiye’de daha uzun süre geçici olarak kalanların işini görmemektedir.

T/A 11 BELGESİ ALINMAZSA DA TÜRKİYE’DE ÖDEDİĞİMİZ SAĞLIK HARCAMALARIMIZI ALMANYA’DA ALABİLİR MİYİZ?

Yukarıda izah ettiğimiz gibi Türkiye’deki tatilimizde sözleşmeden kaynaklanan ve Alman sağlık sigortasının üstleneceği durumlar için en güzel yol seyahatimizden önce mutlaka T/A 11 belgesinin alınması ve yetkili SGK’ya verilerek YUPASS sistemine kaydolmak. Burada katkı payları dışında herhangi birşey ödememiz veya bürokratik işlemlerle uğraşamız gerekmez.

Lâkin diyelim ki, bir vatandaşımız kendi sağlık kurumundan bu belgeyi almadan Türkiye’ye gitti. Kendisi ayrıca özel bir yurtdışı sağlık sigortası da yaptırmadı. Ailesiyle tatilini yaparken bir yerden düştü ve ağır şekilde yaralanıp acil olarak en yakın hastaneye kaldırıldı ve yataklı tedavi altına alındı. Bu durumda ne yapabilir?

Burada kendisi hastanede yattığından herhangi birşey yapamaz. Ancak ailesi de (ör: eşi) aynı zamanda bakamla yükümlü olduğundan o iki şey yapabilir; birincisi Almanya’da aynı aileden biri varsa ve aile sigortası (Familienversichert) kapsamında ise o kişiye Almanya’daki sağlık sigortasından hemen T/A 11 belgesini aldırabilir ve hemen SGK’ya ibraz ederek ve YUPASS sistemine kaydettirerek sağlık hizmetinden faydalanabilirler.

İkincisi şayet Almanya’dan bu belgeyi aldıramazsa veya Almanya’da aldırabileceği biri yoksa sosyal güvenlik sözleşmesinin 46/1 maddesine gereğince tatbikat sözleşmesinin 7’inci maddesine göre adına uygulamada TR-7 denilen bir dilekçeyi SGK’ya vererek Alman sağlık sigortasından (ör: AOK) T/A 11 belgesini talep edebilir. Mezkur maddelere göre SGK’ya dilekçenin veriliş tarihi Alman sağlık sigortasına verilmiş gibi kabul edilir. Bu belge ile SGK  T/A 11 belgesini Almanya’dan hemen ister. Fakat bu işlem yazışmalardan dolayı bir kaç haftayı alabilmektedir. Acil durumlarda değil de daha çok unutma halinde zaman varken bu belgenin temini için idari bir yoldur.

Şayet bu belge temin edilmezse SGK Türkiye’deki hiçbir sağlık giderini üstlenmez. Bu durumda hizmet aldığınız sunucu ister özel bir hastane ister devletin, üniversitenin bir hastanesi olsun tüm masrafları kendiniz fatura karşılığı peşin olarak ödemeniz gerekir.

Peki ödediğimiz bu masrafları daha sonra Almanya’daki sağlık kurumundan fatura ibraz ederek alabilir miyiz?

Aslında Alman Sosyal Sigorta Kanunun 5. Kitabının Yasal Sağlık Sigortaları Geri Ödemeler başlıklı 13’üncü maddesine ( § 13 Abs. SGB V) göre yabancı ülkelerdeki sağlık masraflarının iade alınması mümkün. Ancak bu madde iade alınabilecek ülkeler Avrupa Birliği üyesi ülkeler, sözleşme yapılmış Avrupa Ekonomik Bölgesi üyesi ülkeler ve İsviçre sayılmıştır. Maalesef Türkiye iade alınabilecek ülkeler arasında değildir.

Aynı kanunun 16/1 maddesine göre de şayet yapılan masraf iade edilen masraftan daha fazla ise aradaki farkın da belirli şartlarda istenebileceğini hükme bağlamıştır. Burada ülke sınırlaması yoktur. Lâkin burada da “…soweit in diesem Gesetzbuch nichts Abweichendes bestimmt ist” yani bu kanunda aksi belirtilmemişse ibaresindeki aksi (soweit) kelimesi bizi Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesine götürmektedir. Çünkü kanuna göre bir üst norm olan bu sözleşmenin 2’inci maddesi Türkiye’deki sağlık giderlerinin Türk hukuk sisteminde ve sosyal güvenlik sistemindeki mevzuata göre belirleneceğini belirtilmiştir.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi Türkiye’de tatil sırasında düşerek ağır yaralanan, T/A 11 belgesini almadığı gibi özel sigorta da yaptırmayan vatandaşımız özel bir hastanede yataklı tedavi edildi ve kendisinden hastane fatura karşılığı 13.500 € parayı aldı. Vatandaşımız Almanya’ya geri döndüğünde kendi yasal sağlık sigortasına gitti ve faturaları ibraz etti.

İşte bu durumda sağlık sigortası vatandaşımıza “Neden  T/A 11 belgesini benden almadın, ben bu parayı ödemem” demez. Faturaları alır öncelikle olayda aciliyet durumu var mıdır ona bakar. Vatandaşımızın olayında durumu gerçekten aciliyet göstermektedir. Beklenmedik bir şekilde düşmüştür ve sosyal güvenlik sözleşmesinin 12/1-b maddesi gereğince durumu itibariyle kendisine derhal yardım yapılması gerekmiştir. Bu şartı kabul eden Alman sağlık sigorta kurumu hemen SGK’ya bütün belgeleri göndererek “Bu sigortalım sana T/A 11 belgesi ile gelseydi ve sen senin anlaşmalı hastanende bu müdahale ve tedavileri yatırsaydın kendi mevzuatına göre fatura bedeli ne olurdu?” diye sorar.

Örneğin SGK “Yapılan işleme göre bunun tedavisi toplam 2.880 € olurdu ve sen bana bu miktarı ödeyecektin” derse bu vatandaşımıza sadece 2.880 € ödeme yapılır. Toplam fatura bedeli olan 13.500 € ödenmez. Zira birincisi özel hastanelerdeki hizmet fiyatları her zaman yasal devlet hastanelerinden çok çok fazladır. İkincisi Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi gereğince sadece Türk hukukuna göre belirlenen bedel ödenir.

Vatandaşımız burada aradaki 10.620 €’luk farkı kendi sağlık sigortası kurumundan isteyemez. İstese de maalesef kendi üzerinde bırakılır. Alman Sosyal Sigorta Kanunun 5. Kitabının 16’ıncı maddesi gereğince bakiye kısmı istiyerek dava açsa da bir hak elde edemez.

Benzer bir olay dolayısıyla açılan bir davada Aachen Sosyal Mahkemesi (Sozialgericht) 11.06.2013 tarihli emsal kararında (AZ: S 13 KR 192/12) Alman mevzuatı ile Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümlerini gerekçe göstererek T/A 11 belgesi alınmamasına rağmen SGK’nın bildirdiği bedeli ödeyen ancak aradaki farkı ödemeyi reddeden Alman sağlık sigortası kurumunu haklı bularak davayı reddetmiştir.

Konu ile ilgi verdiğimiz bilgiler genel olup bağlayıcı değildir. Zira her somut olay kendi içerisinde değerlendirilir ve çözüm üretilir. Diğer yandan Türkiye’de meydana gelen tedavi giderleri ile ilgili ödeme ve dava işlemleri tamamen Alman hukukunu ilgilendirdiğinden, konu ile ilgili sorunlarda bize değil, Alman hukukunda uzman avukatlara başvurulmasını rica ediyoruz.

Av. Şerif YILMAZ