Av. Şerif Yılmaz

Bir gün dahi yurt dışı sürelerini 3201 sayılı yasadan faydalanarak borçlanmayıp SSK, Bağkur veya Emekli Sandığı kapsamında sadece TÜRKİYE SİGORTALILIK SÜRELERİYLE Türkiye’den emekli aylığı almaya hak kazanan kişiler istedikleri takdirde yurt dışında hiçbir yasal engel olmadan çalışabilirler. Aslında sorunun cevabı bu kadar net ve açık. Ancak uygulama bu şekilde mi? Mevzuat bu konuda ne diyor?

Konuyu bir örnekle açıklamaya çalışalım; Vatandaşımız Filiz hanım 506 sayılı SSK’na tabi olarak Türkiye’de ilk defa 01.05.1981 yılında çalışmaya başlıyor ve Türkiye çalışmaları toplamı 2200 gün. Daha sonra 1991’de Almanya’ya geliyor, 1993 ve 1996 yıllarında iki çocuk dünyaya getiriyor. Çocuklardan biri 10 yaşında vefat ediyor. Halen yurt dışında çalışmak zorunda olan 51 yaşındaki Filiz hanım Türkiye’den nasıl emekli aylığı alabilir?

Herşeyden önce Filiz hanımın emekli aylığı alma şartlarını tespit edelim. İlk sigorta girişi 08.09.1981 tarihinden önce olduğundan Filiz hanım SSK kapsamında 3600 prim günü, 15 yıl sigortalılık süresi ve 50 yaşında emekli aylığına hak kazanır. Burada SGK uygulaması yönünden bir sıkıntı yaşamaz. Ancak Türkiye çalışmaları olan 2200 günü 3600 güne hangi sürelerle borçlanma yolu ile tamamlayabilir? İşin püf noktası burada.

Birinci yol:  Filiz hanım halen yurt dışında yaşadığından çoğu vatandaşlarımızla kendini sosyal güvenlik uzmanı olarak lanse edip mağduriyetlere sebep veren kişi ve kurumların tespit ettiği gibi maalesef ilk akla getirilen Filiz hanımın yurt dışı sürelerini borçlandırarak 3600 günün tamamlanmasıdır. Gerçekten 3600-2200= 1400 gün borçlanma ihtiyacı vardır Filiz hanımın. Bunu da sadece yurt dışındaki ev hanımlığı süresi ile dahi tamamlayabilir. Fakat burada unutmamak gerekir ki, Filiz hanım yurt dışında halen çalışıyor ve çalışmak zorundadır da. Bu 1400 günlük süreyi 3201 sayılı yasa gereğince yurt dışı süreleri olarak borçlanıp bedelini  ödediğinde bakın mevzuat ne diyor?

3201 sayılı Yasanın “Aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihi” başlıklı 6.maddesinin B fıkrası;

“B) (Değişik: 17/4/2008-5754/79 md.) (Değişik birinci paragraf: 16/6/2010-5997/15 md.) Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan TEKRAR YURT DIŞINDA yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır” diyor.

Demek ki, gerek 3201 sayılı yasa, gerek bu yasanın uygulama yönetmeliği ve gerekse de SGK’nın 28.06.2012 tarihli ve 2012/24 sayılı genelgelerine göre YURT DIŞI SÜRELERİNİ BORÇLANARAK emekli aylığına hak kazananlar, TÜRKİYE’DE ÇALIŞABİLİR ama tekrar YURT DIŞINDA ÇALIŞAMAZLAR. Açılan davalarda da yasal düzenleme nedeniyle Türk yargısı aynı yönde kararlar vermektedir.

İkinci yol: O takdirde Filiz hanımı bu yasaktan kurtarmanın yolları aranmalı. Burada imdada 5510 sayılı Yasanın 6552 sayılı Yasa ile değişik 41.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yetişiyor. Bu düzenleme şu şekilde;

“a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğumya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri, …..borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır.”

Filiz hanım bu maddeye göre yurt dışında iken dahi olsa yaptığı bu iki doğumu borçlanıp bedelini yatırabilir ve 3600 günü doldurabilir. Buradaki  “çocuğunun yaşaması şartı” çocuğun sağ doğmasıdır. Çocuk bir hafta dahi yaşasa ölüm tarihine kadar geçen bir haflık süre borçlanılır. Yani Filiz hanımın bir çocuğunun ölümü (2 yıldan fazla yaşamış) sorun değildir. Her çocuk için iki yıldan (720 gün) toplam 1440 gün doğum borçlanması hakkı vardır. Bunun 1400 gününü borçlandığında yine 3600 günü tamamlanacaktır. Peki bu durum Filiz hanıma hangi avantajı sağlayacak?

Filiz hanım bu doğum borçlanmalarını yapıp sigortalılığını 3600 güne tamamladığında Mülga 506 sayılı Yasa döneminde ilk defa sigortaya tabi olarak çalışmaya başladığından yine halen yürürlükte olan bu Yasanın Geçici 81.maddesine göre emekli aylığına hak kazanmaktadır. Kendisinin 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Zira 5510 sayılı Yasanın emeklilik sonrası çalışmaları düzenleyen   “Yaşlılık aylığının başlangıcı, kesilmesi veya sosyal güvenlik destek primi ödenmesi “ başlıklık 30.maddesi şöyledir;

“(Değişik üçüncü fıkra: 17/4/2008-5754/18 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra;

a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilir.”

Buradan da anlaşılacağı üzere ilk defa 5510 sayılı Yasaya göre çalışmaya başlayanlar emekli olduklarında yurt dışında çalışma yasağı ile karşılaşırlar. Ancak Filiz hanım 506 sayılı Yasya (SSK) tabi olduğundan bu yasağa girmez. Peki 506 sayılı Yasada böyle bir yasak var mı? Hayır. Çünkü konuyu düzenleyen mülga 506 sayılı Yasanın 63.maddesinin (A) bendi ;

“Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir” demektedir.

Burada da görüldüğü gibi aylığın kesilmesine veya alınmasına sadece yurt içindeki sigortalı çalışmalar engeldir. Burada Filiz hanım için yurt dışında çalışma yasağı bulunmuyor. Hakeza SGK  Emeklilik HizmetIeri Genel Müdürlüğü  konu ile ilgili olarak 25.07.2014 tarihli ve 2014/22 sayılı bir genelge yayınlamıştır. Bu genelgeye göre de;  5510 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden (01.10.2008) önce Türkiye’de çalışmaya başlayan ve YURT İÇİ hizmet borçlanmaları (Yani doğum, askerlik ve avukatlık stajı gibi) dahil olmak üzere SADECE BU ÇALIŞMALARINA İSTİNADEN  Kurumca malüllük ve yaşlılık aylığı bağlanan kişilerin  sözleşmeli (Almanya, Hollanda, İsviçre, Avusturya, Fransa gibi) BİR ÜLKEDE ÇALIŞMAYA BAŞLAMALARI halinde;  sözleşmelerde ve 5510 sayılı Yasa öncesi yasalarda yurt dışında çalışmayı yasaklayan herhangi bir hüküm bulunmadığından bu kişilerin aylıkları kesilmeyecektir, ödemelere devam edilecektir”

Diğer yandan yargı kararları da yukarıda zikredilen genelge hükümlerini desteklemektedir. Daha doğrusu Yargı kararlarından sonra SGK bu genelgeyi yayınlamak zorunda kalmıştır. Örneğin Yargıtay 21.HD’si 28.06.1999 tarihli 1999/969-4934 sayılı kararında ;  “…… Sosyal Sigortalar Kanununun 63-A maddesine göre, bu kanuna göre, yaşlılık aylığı almakta iken, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir. Madde ile; Türkiye’de 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak çalışanların amaçlandığı açıktır. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki çalışmaların, 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak değerlendirilmesine olanağı olmadığı ortadadır….. Bundan başka, Türkiye ile Federal Almanya arasında imzalanan sosyal güvenlik anlaşmasında da, yaşlılık aylığının kesileceğine ilişkin bir düzenlemenin de mevcut olmadığı da söz götürmez” denilirken Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.02.2003 tarihli ve 200/21-93-073 sayılı içtihadında emekli aylığına hak kazanıldığında yurt dışındaki işten ayrılma şartına dikkat çekerek ; “…Başka bir anlatımla, yurt dışında çalışanların, 506 Sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak değerlendirilmesine olanak olmadığı ortadadır. Hal böyle olunca, Sosyal Sigortalar Kanununun 60/H ve 62. maddeleri yalnız Türkiye’de çalışmak suretiyle yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalılara uygulanacağı, …. tartışmasızdır……Öte yandan, Türkiye ile Federal Almanya arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Anlaşması’nda da, yaşlılık aylığı bağlanması için sigortalının işinden ayrılacağına ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığı da söz götürmez…… Zira 63/B bendinde öngörülen %24 oranındaki sosyal güvenlik destek priminin 3/4 oranındaki işveren hissesini ödeyecek işverenin, Türk işveren olduğu, Alman işveren olmadığı açıktır” içtihadı ile yurt dışında çalışırken Türkiye çalışmalarıyla emekli aylığına hak kazananların işyerlerinden dahi ayrılmalarına gerek bulunmadıkları açıklanmıştır.

Diğer bir örnek de Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2009/15459 Esas, 2010/11405 Karar sayılı içtihadında özetle “Yurt dışındaki çalışmalara karışamazsınız. Sizin yetkiniz Türkiye sınırları dahilidir. Dolaysıyla yurt dışında olup da bu şekilde emekli olanların aylığını kesemezsiniz” demektedir.

Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere Filiz hanım sadece çocuklarının doğum sürelerini borçlanarak yurt dışında işinden çıkmadan hem çalışarak hem de ikamete dayalı sosyal yardım alarak emekli aylığına hak kazanmaktadır.  İzlenecek doğru yol budur.

Bütün yasal düzenlemelere, yargı kararlarına ve SGK’nın genelgesine rağmen bazı Sosyal Güvenli İl Müdürlüğü ve/veya Sosyal Güvenlik Merkezi yetkili çalışanları Filiz hanım gibi vatandaşlarımızın durumunu  ya yurt dışı borçlanma yapmış gibi 3201 sayılı yasanın 6.maddesindeki yurt dışında çalışmama ve ikamete dayalı sosyal yardım almama şartlarını ya da iki ülke çalışmaları birbirinin devamıdır gerekçesini ileri sürerek emekli aylığı talebini reddedebiliyor, aylık bağlanmış ise kesiyor ve onlara geriye dönük yüklü miktarlarda borç çıkartıyor.

Bu uygulama tamamen hukuksuz ve haksız olduğundan mutlaka Kurum kararına itiraz edip netice alınmazsa doğrudan iş mahkemlerine dava açmak gerekir.

Türkiye sigortalılık sürelerinin bazılarını şöyle sıralayabilirz; Çalışmaya dayalı zorunlu prim süreleri, isteğe bağlı prim süreleri, yurt dışı süreleriyle çakışmayan çiftçi Bağkur’u süreleri ile  5510 sayılı 41.maddeye göre askerlik, avukatlık stajı, aylıksız izin sürelerinin (memurlar için), sigortasız geçirilen yurt içinde veya yurt dışında normal doktora veya uzmanlık öğrenim sürelerinin, sigortalılık girişinden sonra yapılan doğumların, yine sigorta girişinden sonra  bir suçtan dolayı beraat edenlerin tutuklulukta veya gözaltında geçen sürelerinin, hekimlerin fahrî asistanlıkta geçen sürelerinin borçlanınılıp bedelinin yatırıldığı sigortalılık halleri gibi.

Kısaca özetlersek;

Sadece Türkiye sigortalılığı ile emekli= Yurt dışında çalışır, sosyal yardım alır. Türkiye’de çalışır.

Yurt dışı borçlanma ile emekli= Yurt dışında çalışamaz, sosyal yardım alamaz. Türkiye’de çalışır.

Bizimle hafta içi mesai saatleri içerisinde +49 1522 4444405 nolu cep numarasından veya web sayfamızdaki diğer iletişim yollarından irtibat kurabilirsiniz.

Av. Şerif Yılmaz/ Osnabrück-Bielefeld