Memleketleri Türkiye‘de çalışma ve geçim sıkıntısı çekenler için çalışıp belli bir birikim elde edebilecekleri bir imkan doğmuş olan vatandaşlarımız 1960’lı yılların başından itibaren yurtdışına özellikle Avrupa ülkelerine çalışmaya gittiler. Bu gidiş geçiciydi. Çünkü onlar sadece çalışıp para kazanıp ülkelerine geri döneceklerdi. O nedenle gittikleri ülkeler onları ‘’misafir işçi’’ olarak adlandırıyorlardı.

Ancak 1970’li yıllara gelindiğinde ailelerinden uzun süre ayrı kalmaları nedeniyle baş gösteren sorunlar onları ailelerini de yanlarına almaya itti. Düşünce yine aynı idi. Beraber çalışıp para kazanıp tekrar vatana döneceklerdi. Zaten bulundukları ülkelerde yalnızlardı ve ülkeleri onlara sahip çıkmıyor, aksine sadece ülkeye döviz kazandıran bir kitle olarak görüyordu.

1970’li yılların sonunda işler daha karmaşık hale gelmişti. Zira bulundukları ülkelerde yaşamaya alışmışlar, çocukları orada büyümüştü ve dönme fikrinden vazgeçtiler. Bunlar olurken sayıları milyonları geçmişti. Devlet, dövizle askerlik imkanı dışında ilk olarak yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatına malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla 7.6.1978 tarihinde yürürlüğe giren 30.5.1978 tarihli ve 2147 sayılı Kanununla onlara belli şartlarda borçlanarak emekli olma hakkı verdi.

1980’li yılların başında onlara yurtdışında din hizmetleri sunmak üzere din görevlileri göndermeye başladı. Türkiye 1980 ihtilalinden sonra yapılan seçimler neticesi daha liberal bir ekonomik sisteme girişle birlikte uluslararası arenadaki aktif ve etkin olan ülkelerin politikalarının ve kararlarının bu ülkelerde bulunan lobiler tarafından etkilendiğinin hatta belirlenebildiğinin farkına vardı. Yahudi ve Ermeni lobilerinin etkileri çok açıktı. Türk devlet yetkilileri yurtdışında bulunan ve sayıları milyonlara vatandaşlarımızı bu yöne kanalize etme fikri gelişti. Zira onlar artık yurda dönmüyorlardı ve Avrupa Birliğinin Türkiye ile ilgili politiklarını belirliyen ülkelerde yaşıyorlardı.

İlk Turgut Özal döneminde yaygın olarak bu insanların bulundukları ülke vatandaşlıklarına girmeleri devlet tarafından teşvik edilmeye başlandı. Ancak bazı ülkeler çifte vatandaşlığı kabul etmiyorlardı. Mesela Almanya ve Avusturya gibi. Diplomatik gayretlerle de bu ülkeler çifte vatandaşlığa ikna edilemedi. Gerçi bu ülkelerin uygulamasında vatandaşlığına almak için önce Türk vatandaşlığından çıkış mecburiyeti istenmekle birlikte vatandaşlığa geçişten sonra tekrar Türk vatandaşlığına girişlere, kendi yasalarında belirli bir yaptırıma bağlanmadığından ses çıkartamıyorlardı. Ayrıca yasalarında yurtiçi ikamet şartı olduğundan kazanılan bu vatandaşlıklara hukuken karışamadılar. Ancak tekrar Türk vatandaşlığına geçmiyenlerde problemler ve hak kayıpları oluyordu.

Bu nedenle 1990’lı yıllarda o zamanki Başbakan Mesut Yılmaz tarafından diplomatik bir çözüm için yoğun bir çaba sarfedildi. O dönemde Almanya ile Türkiye arasındaki bir çok sorun arasına çifte vatandaşlık konusu da eklenmiş, o dönemdeki Almanya Başbakanı Helmut Kohl’le pazarlıklar yapılmış ise de bir netice alınamamıştı.

İlk Yasal Düzenleme ve Türk Kamu Hukukunda Yeni Bir Vatandaş Sınıfı Doğuyor

Türk hükümeti sorunu diplomatik yollarla aşamayınca doğumla Türk vatandaşlığını kazanmış olupda sonradan Bakanlar Kurulundan çıkma izni almak suretiyle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişiler ve bunların kanuni mirasçıları diğer vatandaşlıktan çıkarılanlarla yabancı uyruklulardan ayırt edilerek, mülga 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 29 ncu maddesinde 07.06.1995 tarih ve 4112 Sayılı Kanunun 2.maddesiyle yapılan değişiklikle ‘’1. Genel olarak yabacı muamelesi’’ olan başlık ‘’ 1. Yabancı Muamelesi ve Saklı Tutulan Haklar’’ başlığı ile değiştirilmiş, Türkiye Cumhuriyetinin milli güvenliğine ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydı ile ülkede ikamet, seyahat, çalışma, miras , taşınır ve taşınmaz mal iktisabı ile ferağı gibi konularda Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edecekleri hüküm altına alınmıştır.

Vatandaşlıktan çıkmak için askerlik yapma veya yapmış sayılma zorunluluğu kaldırıldı. Dolayısı ile Türk Vatandaşlık Hukukunda olan Türk vatandaşı, yabancı, vatandaşlıktan çıkarılanlar gibi hukuki statülere ek olarak yeni bir sınıf daha eklenmiş oluyordu.. İsmi olmayan bu statüdekilere bu haklarını ispat amacıyla uygulamada verilecek pembe kimlik kartları isim olarak verilmiş ve Türk hukuk litaretürüne ‘’Pembe Kartlılar’’ olarak geçmişlerdir.

Hükümetin bu sorundan çıkış yolu olarak yaptığı bu uygulama hem hukuk hem de bu durumda olan vatandaşlarımız açısından tamamen bir hilkat garibesi olmuştur. Kamu hukukundan kaynaklandığından oy kullanamayacaklardı ama askerlik de yapmayacaklardı. Çalışma hakları vardı ama, devlet dairelerinde çalışamazlardı.

Özel yasalarda yer alan, o mesleği yapma hakkının sadece Türklere tanınmış olduğu belirten hükümlerinden pembe kartlılar faydalanamıyordu. Pembe Kartlı Türkler memur, asker, polis, hakim veya savcı olamazlardı. Ancak serbest Avukatlık veya Tıp Doktorluğu da yapamıyorlardı. Bankalarda basit bir hesap açmada bile binbir güçlükle karşılaşıyorlar, tapudaki işlemlerde yine yabancı olarak muamele görüyorlardı. Yani verilen bu haklardan memurların bile haberi olmadığından uygulamada Pembe kartlıların çilesi bitmiyordu. Mesut Yılmaz döneminde çıkarılan Başbakanlık Genelgesi bile bu çileye son veremedi.

Almanya’daki Gelişmeler, 403 sayılı Yasada İkinci Değişiklik ve Mavi Kart

Almanya başından itibaren çifte vatandaşlığa karşı çıkıyor ve tek vatandaşlık ilkesinde ısrar ediyordu. Yani vatandaşlığa kabul ettiği birinin ikinci bir vatandaşlığına izin vermiyordu. 403 sayılı yasa değişikliğinden sonra da Almanya’da Türk vatandaşları Alman vatandaşlığına giriyor, ancak vatandaşlığa alınır alınmaz (bazen konsolosluklardaki Türk vatandaşlığından çıkış işlemleri sırasında) tekrar Türk vatandaşlığına geçerek uygulamada çifte vatandaş oluyorlardı. Bu duruma Almanya izin vermek istemiyor ancak yasalarında bunun bir yaptırımı olmadığından ve yurtiçi şartı halen geçerli olduğundan sesini çıkaramıyordu.

15.07.1999 tarihinde Alman Federal Meclisinde vatandaşlığa alınanların 01.01.2000 tarihinden sonra tekrar izinsiz olarak başka bir ülke vatandaşlığına geçmeleri durumunda herhangi bir ihtara ve işleme gerek kalmaksızın Alman vatandaşlığını otomatikman kaybedeceklerini Alman Vatandaşlık Yasası değişikliği ile kabul etti. Böylece Türk insanının faydalandığı bu yasal boşluk yaptırıma bağlanarak kapatıldı.

Bu yasa değişikliğinden sonra Almanya’da yaşayan insanlarımızda Alman vatandaşlığına geçiş yönünde tereddütler başladı. Zira tekrar izinsiz Türk vatandaşlığına geçmeleri halinde ve Alman makamları tarafından bunun tespiti halinde Alman vatandaşlığını yitirmelerinin yanında Alman vatandaşlığına girmeden önceki haklarını da almaları husununda büyük zorluklar çekeceklerdi. Alman vatandaşı kalıp pembe kart almaları halinde bu defa da uygulamadan kaynaklanan zorluklar onları beklemekteydi.

Türk devleti de ne yapacağını bilemiyordu. Bir taraftan bu insanların Alman vatandaşlığına geçip o ülkelerde oy hakkı alıp, Türkiye namına baskı unsuru ve Türk lobisi olmalarını teşvike devam ediyor, diğer taraftan kazandıkları Alman vatandaşlıklarını kaybetmelerini istemiyordu. Nihayetinde bu tereddüt halindeki insanımızın endişelerini gidermek için 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 4112 Sayılı Kanunla değişik 29 uncu maddesini değiştiren 29.06.2004 tarih ve 5203 Sayılı Kanun 06.07.2004 tarih ve 25514 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bununla haklar biraz daha genişletildi. Daha doğrusu sadece yasada zikredilenler fazlalaştı. Yasa metnine göre bu statüdeki insanlar kamu hizmetlerinde çalışamayacaklar, askerlikle yükümlü olmayacaklar, seçimlerde seçilemeyecekler ve seçemeyecekler, ev eşyası ve araç muafiyetlerinden (permi hakkı) faydalanamayacaklar, ancak sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı tutulacak. Bu haklardan faydalanan insanlara uygulamada hak sahipliğini ispata yarayacak kimlik kartları verilmeye devam edildi. Ancak kartların rengi bu sefer maviydi. Bu nedenle bu statüdeki insanlarımızı ifade amaçlı halk dilinde ‘’Mavi Kartlılar’’ denmeye başlandı. Ancak Başbakanlığın 25.03.2005 tarihli ‘’ 403 Sayılı Kanunun 29’uncu Maddesinin Uygulanması’’ ile ilgili yayınlanan genelgesine rağmen uygulamada kartların rengi ve maddedeki ifadelerin dışında Mavi kartlılar için hiçbir şey değişmedi. Çünkü yasanın açık hükmüne rağmen Türkiye’den borçlanma yolu ile emekli olmaları mümkün değildi. Haklarını ancak mahkemeler yolu ile alabiliyorlardı.

Zaman ilerledikçe, sorunlar daha da artıkça Almanya’daki insanlarda Alman vatandaşlığına geçişlerde düşüş görülmeye başladı. Elbette ki, bunda Almanya’nın vatandaşlığa geçişi zorlaştıran (Dil şartı, vatandaşlık testi v.s. ) uygulamalarının da etkisi olmuştur. (2007 yılındaki Göç Yasası değişikliği ile). Alman vatandaşlığının askerlik yapma ve döviz yatırma yükümlülüğünden muafiyet dışında bir avantajı olmadığından, hatta Almanya’da emeklilik yaşı 67’ye çıkarıldığından Türkiye’den daha erken emekli olma haklarının kaybı gibi nedenlerden dolayı Alman vatandaşlığından çıkıp Türk vatandaşlığına geçiş eğilimi oluşmaya başladı.

403 sayılı Türk Vatandaşlık Yasası Tamamen Yürürlükten Kalkıyor

Almanya’nın yapmış olduğu yasa değişiklikleri her geçen gün Alman vatandaşlığına geçişleri zorlaştırıyor, bazende fiili durum yaratarak imkansızlaştırmaya çalışıyordu. Alman politikacıları 2000 yılı öncesi uygulamaya göz yummuş, ancak bu kesimlerden beklenilen oyları alamadıkları gibi Alman kamuoyunda da yabancılara karşı oluşan ön yargılar pekişmeye başlamıştı.

Almanya’da bu gelişmeler olurken Türkiye’de 403 sayılı Vatandaşlık Yasasının yetersizliği tartışılmış ve onun yerine yeni bir yasa hazırlanmıştı. Mavi Kartlı vatandaşların da ümit ile beklediği ve sorunlarının çözüleceğini düşündüğü yeni yasa 12.06.2009 tarih ve 27256 Sayılı Resmi Gazete‘ de yayınlanarak yürürlüğü girdi. Bu yasa 5901sayılı Türk Vatandaşlığı Yasasıydı. Bu yasada da Mavi Kartlılar ile ilgi düzenleme yapılmıştı. 403 sayılı yasanın 29. maddedeki düzenleme aynen 5901 sayılı yasada 28.madde olmuştu. Başka da hiçbir değişiklik olmadı. Kartların renkleri bile.

24.03.2010 tarihli ve 5978 sayılı yasa ile yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve sorunlarına çözüm üretmek üzere kurulan ve Devlet Bakanlığına bağlı YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI bile Mavi Kartlılarla ilgi düzenlemelerin garipliğini ve pratikte anlamsızlığını kabul ederek ‘’Bütün bu düzenlemelere rağmen, Mavi Kart ile ilgili hakların kullanılmasında, uygulamada, daha önce öngörülmeyen sorunlar ortaya çıkmıştır, bu sorunlar, özellikle kurumların kendi kanunları ve Mavi Kart ile verilen ilgili hakların kullanılması arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanmaktadır.’’ tespitini yapmak zorunda kalmıştır.

Gerçekten bu düzenlemeler Türk Hukuk Sistemi bünyesine uymamaktadır.

Nihayet 6304 sayılı Yasa Dönemi ve Mavi Kartlılar Kütüğü

Devam eden yıllarda da Mavi Kart uygulamaları devam etti. Kartlar vatandaşın başvurusu üzerine ücret talep edilmeden verildi. Yıllar içinde sayıları bir kaç yüzbini bulan bu insanların hangileri Mavi Kart sahibi hangileri değil belli değildi. Zira merkezi bir bilgi toplama yapılabilecek bir sistem ve bunun hukuki alt yapısı da oluşturulmamıştı. Türk, ancak Türk vatandaşı olmayan Alman vatandaşı, ama Alman olmayan ve Türk vatandaşının haklarından faydalanabilen bu Mavi Kart sahibi Türk asıllı Alman vatandaşları diye tarif edilebilen yeni vatandaş sınıfının kontrölü mümkün değildi. Bu sınıfın nüfus hareketleri bilinmiyordu.

Yapılan yasal düzenlemeler sadece vatandaşlık yasalarında onların hakları ile ilgi düzenlemeler idi. Bu düşüncelerle Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı koordinasyonunda Adalet, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarının ortak çalışmasıyla hazırlanan yasa 18.05.2012 tarih ve 28296 Sayılı Resmi Gazete‘ de yayınlanarak 6304 sayı ile yürürlüğe girmiştir. Bu yasadaki değişikliklerde Mavi Kartlılarla ilgili değişiklikler veya yenilikler Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Türk Vatandaşlığı Kanunlarında yapılan değişikliklerdir.

Mavi Kartlıların hakları ile ilgili 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28.maddesi yine değiştirilmiş, Mavi kart sahiplerinin altsoylarına da mavi kart düzenlenebilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarında; işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalışılabilmesi hakları daha öncekilere ek olarak verilmiştir.

Asıl yenilik ise Nüfus Hizmetleri Kanununda olmuştur. Sırasıyla bunları inceleyelim:

6304 sayılı kanun madde 10: 25.4.2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına “Türk vatandaşları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoyları” ibaresi eklenmiştir. Buna göre yasanın kapsamını belirleyen 2.maddeye Türk vatandaşları ve Türkiye’de bulunan yabancılarla birlikte yeni sınıf vatandaş olan Mavi Kartlılarda eklemiş olmaktadır.

6304 sayılı kanun madde 11 : 5490 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler (m) ve (n) bentleri olarak eklenmiş ve mevcut bentler buna göre teselsül ettirilmiştir. “m) Mavi Kart: Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların 29.5.2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesinde belirtilen altsoylarına verilen ve söz konusu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren resmi belgeyi, n) Mavi Kartlılar Kütüğü: Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoylarının kayıtlarının elektronik ortamda tutulduğu kütüğü,”

‘’Tanımlar’’ başlıklı bu 3.maddede yapılan bu değişiklikle ilk defa halk arasında kullanılan ‘’Mavi Kart’’ yasa metnine girmiş ve tanımı yapılmıştır. Mavi Kart hamillerinin kaydolacağı ‘’Mavi Kartlılar Kütüğü’’nün ne olduğu tanımlanmıştır. Burada dikkat edilmesi gerekli en önemli husus kayıtların elektronik ortamda tutulması. Cümlenin mefhum-u muhalifinden sanki fiziki ortamlarda bu kayıtların olmayacağı anlaşılmakta.

6304 sayılı kanun madde 12: 5490 sayılı Kanuna 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 8/A maddesi eklenmiştir. “Mavi Kartlıların kayıtları MADDE 8/A- (1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde belirtilen altsoyları, Genel Müdürlükçe elektronik ortamda tutulan Mavi Kartlılar Kütüğüne kaydedilir. Bu Kütüğe kaydedilenler, her türlü nüfus olaylarını yurt içinde nüfus müdürlüklerine, yurt dışında ise dış temsilciliklere beyan etmekle yükümlüdürler.”

Bu madde ile yasaya yeni bir madde eklemekte. Mavi Kart hakkı sahiplerinin 3.maddede tanımlandığı üzere Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde elektronik ortamda tutulacak Mavi Kartlılar Kütüğüne kayıtlarının yapılması suretiyle bir tür bilgi bankası oluşturulmaktadır. Ayrıca bu maddeye göre Mavi Kart hamillerine tıpkı Türk vatandaşlarında olduğu gibi bazı yükümlülükler verilmektedir. Bu kütüğe kaydolanlar bundan sonra her türlü doğum, ölüm, evlenme, boşanma, evlât edinme, tanıma, kayıt düzeltme, soybağının düzeltilmesi, gaiplik gibi kişisel durumlarda değişiklik meydana getiren olaylarını Nüfus Müdürlüklerine veya Konsolosluklara bildirmekle yükümlü olmaktadırlar.

Bu maddenin uygulamasının büyük aksaklıklara neden olabileceği kanaatindeyim. Zira zaten verilen hakların kullanımında zorluklar ve tereddütler yaşayan bu insanlarımızın nüfus olaylarını bildirme yükümlülüğünün altına girmek isteyeceklerini sanmıyorum. Onlar bu bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediklerinde cezai yaptırımlarla karşılaşınca olayın dahada içinden çıkılmaz bir hal alabileceği kesin gibi görülüyor. Ayrıca böyle bir kütüğün oluşturulmasının çifte vatandaşlığı kabul etmeyen Almanya ve Avusturya gibi ülkelerle diplomatik sıkıntıların da çıkacağı şimdiden aşikar. Tıpkı 1995 yılındaki ilk pembe kartlılar sınıfı oluşturulurken yapılan hata şimdi tekrarlanıyor.

Bu yasa da enine boyuna yani hem mavi kart sahibi olacak insanlar açısından hem de gerek iç hukukumuz gerekse milletlerarası ilişkiler ve hukuk açılarından yeterince araştırılmadan ve değerlendirilmeden acele ile çıkartılmış izlenimi vermekte.

6304 sayılı kanun madde 13 : 5490 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu madde mavi kartlılarla birlikte Türk vatandaşlarını da ilgilendirmektedir.

49.maddenin 3. fıkrası kaldırılmadan önce şöyle idi:’’ (3) Yerleşim yeri adresi yurt dışında olan Türk vatandaşlarının adres kayıtları yaşadıkları ülkenin ve şehrin adı itibarıyla tutulur.’’ Fıkra kaldırılmadan önce yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Adres Kayıt Sisteminde adresleri sadece ülke ve şehir adıyla belirtiliyordu. Örnek: Almanya- Bielefeld, Avusturya-Viyana gibi. Ancak bundan böyle gerek Türk vatandaşları gerekse Mavi Kartlıların açık adresleri beyan edilmek ve adres kayıt sistemlerine işlenmek durumundadır.

Mavi Kartların Düzenlenmesi ve Verilmesinde Yaşanan Zorluklar

6304 sayılı yasa değişikliğinden önce Mavi Kart hakkı olan vatandaşlara yurtdışında dış temsilcilikler, yurt içinde ise Nüfus İl Müdürlüklerince, gerekli görülmesi halinde de Genel Müdürlükçe 6.4.2010 tarihli ve 27544 nolu Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 11.2.2010 tarihli 2010/139 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 53 ve 54.maddesi hükümlerine göre Mavi Kartlar düzenlenerek verilmekteydi.

6304 sayılı yasanın özellikle yukarıda izah ettiğimiz Nüfus Hizmetleri Yasasındaki yaptığı değişikliklerden sonra yönetmeliğin bu hükümlerinin uygulama yeri kalmamıştır. Zira öncelikle „Mavi Kartlılar Kütüğü“ oluşturulması ve ona göre kartların düzenlenip vatandaşa verilmesi gerekiyor.

Yasa değişikliği Mayıs 2012’de yapılıp yürürlüğe girmesine rağmen bugüne kadar teknik alt yapı oluşturulması tamamlanmadığından ve yeni uygulama yönetmeliği de çıkartılmadığından maalesef konsolosluklar veya il müdürlükleri bu kartları düzenleyemiyorlar. Vatandaşın bu yöndeki taleplerini reddetmek zorunda kalmaktadırlar.

Kendilerinden bilgi aldığımız İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü altyapı çalışmalarının ve yönetmelik hazırlıklarının devam ettiğini, hazırlıklar bittiğinde yönetmeleğin yayınlanacağını bildirdi. Ancak tarih vermiyor. Diğer yandan da Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı yetkilileri de yönetmelik çıkana kadar vatandaşlarımızın temin edecekleri Nüfus Kayıt Örnekleri ve vatandaşı oldukları ülkenin kimlik kartlarının beraberce ibrazı halinde haklarını kullanabileceklerini söylüyorlar.

Böyle dahi olsa vatandaşlarımız uygulamada birçok sıkıntı yaşamaktadırlar. Umarız çıkarılacak yönetmelikten sonra da Mavi Kart vatandaş sınıfına mensup vatandaşlarımız daha da yeni yeni problemlerle karşılaşmazlar.

Altyapı ve yönetmelik hazırlıklarının bile yapılmamış olması, uygulamada daha şimdiden birçok sıkıntılara sebebiyet vermesi yasa değişikliğinin acele, popülist, hazırlıksız ve yeterince tartışılmadan yapıldığını göstermeye yeter.
Alman Vatandaşlık Yasası(Staatsangehörigkeitsgesetz- StAG) ve Çifte Vatandaşlık Hakkı

Alman vatandaşlığına başvuran ilgili yabancının önceki vatandaşlığını terk etmesi veya kaybetmesi vatandaşlığa alınma şartları arasında yer almaya devam etmektedir [StAG§10/1(1),4]. Ancak sahip olunan vatandaşlığı terk etmenin mümkün olmadığı veya çok ağır şartlar altında mümkün olduğu durumlar için istisnai bir hüküm öngörülmüştür ve bu şekilde sınırlı hallerde çifte vatandaşlığa izin verilmektedir (StAG §12/1).

Buna göre;

a) İlgili yabancı hukukun vatandaşlıktan çıkmaya izin vermemesi (hukuki imkansızlık) halinde [§12/1(2),1],

b) Yabancı ülke tarafından vatandaşlıktan çıkma isteğinin sürekli reddedilmesi (fiili imkansızlık) durumunda [§12/1(2),2],

c) Yabancı ülke vatandaşlığın terkini, ilgili yabancının sorumlu olmadığı sebeplerden dolayı gerçekleşmediyse veya çıkmak çok ağır şartlar bağlanmışsa veya kurallara tam olarak uygun yapılan çıkma talebi yabancı ülke tarafından uygun bir süre içerisinde karara bağlanmamışsa [§12/1(2),3] bu kişilerden önceki vatandaşlığını terk etmesi veya kaybetmesi şartı aranmadan çifte vatandaşlığı kabul edilecektir. (AÜHFD Yıl 2008- Makale Prof.Dr.Işıl Özkan, Arş.Gör.Uğur Tütüncübaşı sh.606,607)

Görüldüğü üzere sayılan bu üç istisna da Türkiye için geçerli değildir. Almanya Temmuz 1999 ve 2007 yıllarında yaptığı değişikliklerle vatandaşlığa alınma şartlarını daha da sertleştirirken Türkiye vatandaşlıktan çıkmaları kolaylaştırmış ve pek istenilen gibi olmasada çıkan vatandaşlarının haklarını korumaya çalışmıştır.

Çözüm Adına Bir Öneri

Alman Vatandaşlık Yasasının 12. maddesi gereğince Türk vatandaşlarının çifte vatandaş olabilmeleri için Türk Vatandaşlık Yasasında yapılan düzenlemeler ile doğuştan Türk olup Türk vatandaşlığından ayrılan kişiler için Mavi Kartlılar diye “ayrıcalıklı statü” veya ‘’ayrı vatandaş sınıfı’’ (Türk Vatandaşlığı Yasası m.28 ve Nüfus Hizmetleri Yasası) oluşturmak ve hem Türk devletine hem de bu insanları zorluklara itmek yerine, 5901 sayılı yasada yapılacak basit bir düzenleme ile doğumla kazanılmış Türk vatandaşlığından çıkmayı zorlaştırmak daha doğru olacaktır. Böylece Almanya da yaşayan Türk vatandaşlarının çifte vatandaş olmaları daha kolay sağlanabilir.

 

Av. Şerif Yılmaz