18 Mayıs 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 03.05.2012 tarih 6302 sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 3.maddesiyle 2644 sayılı Tapu Kanununa eklenen ‘’Ek madde-1’’ gereğince bundan böyle ölüm halinde mirasbırakanın adına kayıtlı taşınmazın iki yıl içerisinde mirasçıları tarafından tapuda intikali yapılıp kendi adlarına kayıt yaptırmamaları durumunda ilgili Tapu Sicil Müdürlükleri yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinden miraçlılık belgesi alıp, miraçılar adına tescil işlemi yapabilecek.Böylelikle Tapu uygulamalarında otomatik intikalde diyebileceğimiz bir dönem başlamış oluyor. Zira gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tapu sicillerinin düzenli ve güncel tutulması gerekmektedir.

Ancak vefat eden ve tapuda kayıtlı taşınmazı bulunan vatandaşlarımızın mirasçıları aradan on yıllar geçmesine rağmen mahkemeden mirasçılık belgesi alıp tapuda mirasçılar adına intikalleri yaptırmıyor. Bu geçen uzun zaman diliminde tekrar mirasçılardan biri veya birkaçı daha vefat ediyor, onlarında mirasçıları ortaya çıkıyor, tapu intikalileri yapılmadıkça bu silsile devam edip gidiyor .Tabiatiyle bu veraset sorunlarını içinden çıkılmaz bir hale sokuyor ve hak kayıplarına sebebiyet veriyor. Hatta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde mahkemelerde görülen tapu iptal ve tescil, kadastro, gibi davaların görülmesi sırasında büyük sıkıntılara sebebiyet vermekte. Çünkü görülecek davalar tapulu veya tapusuz gayrımenkullerle ilgili olmasına rağmen mahkemeler, usul hukuk açısından öncelikle davada taraf teşkilini sağlamak zorunda olmalarından dolayı uzun yıllar mirasçı ve bunların adreslerinin tespiti ile meşgul olmaktalar. Elbette bu da davaların uzamasına, tarafların mağduriyetine, hak kaybına ve nihayetinde Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde ‘’yargılamaların uzun sürmesi’’ ve ‘’adil yargılanma’’ maddelerinin ihlali nedeniyle mahkumiyetine sebebiyet vermekte. Bütün bunlara sebep mirasçıların yetkili makamlara müracaat etmemeleri.

Mirasçı olan vatandaşlarımızın intikal işlemini yaptırmamalarının birçok nedeni olabiliyor. Bunlardan en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz;

1- İhmalkarlık. Genelde vefat eden murisin taşınmazı mirasçılar arasında fiilen taksim edilmiş ve kullanılıyorsa fiili kullanıma devam edip tapuda intikal yaptırmıyorlar. Örnek: Murisin 4 mirasçısı ve değişik yerlerde gayrimenkulleri bulunuyor. Mirasçılar iyiniyetli olarak kendi aralarında anlaşarak harici taksim yapıp fiili kullanmaya devam ediyorlar, tapuda intikal yaptırmıyorlar. Ancak bir mirasçının vefatı üzerine ortaya çıkan yeni mirasçılar fiili kullanıma devam eden ilk mirasçılara problem çıkartıklarında hak kayıpları ve mağduriyetler meydana geliyor.

2- İntikal işlemlerindeki bürokrasinin çokluğu inancı. Miraşçılar tapu intikali için önce mahkemeye başvurup mirasçılık belgesi almak durumundalar. İşte bu işlemlerle meşgul olmak ve bu işlemler için gerekli yargılama giderleri, vekalet ücretleri, devletin alacağı vergi, resim ve harç bedellerinine masraf etmek istemiyorlar. Aslında bu bürokrasinin azaltılması amacıyla 18.1.1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununa 71/A, 71/B ve 71/C maddeleri eklenerek basit mirasçılık belgelerini düzenlemeye Noterlere de yetki verilmişti. Buna rağmen intikaller yapılmamaya devam ediyor.

3- Mirasçıların Veraset ve İntikal Vergisi ödemek istememeleri. Zira her bir mirasçı kendisine miraskalan mal dolayısı ile veraset vergisi mükellefidir. (08.06.1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraste ve İntikal Vergisi Kanunu md.5) Bu mükellefler murisin ölümünden itibaren kanuni süreler ( 4 ve 6 ay) içinde veraset vergisi beyannamesi vermek (7338 s.K. md.9), muaf miktarlar hariç veraset intikal vergisini kanuni sürelerde ödemek zorundadır. (7338 s.K. md.19)

4- Bir diğer sebep ise Türkiye’de 3816 sayılı ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun gereğince 1992 yılından beri uygulanan Yeşil Kartlılar ile 01.01.2012 tarihinden itibaren 31.005.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerince uygulanmaya başlayan Genel Sağlık Sigortasına ve gelir testine tabii vatandaşın tapuda intikal yaptırmayarak üzerinde taşınmaz mal görülmesini istememesi. Çünkü bu durumda kişi üzerinde taşınmaz görülmediğinden bu zikredilen kanunlara istinaden ayni ve nakdi sosyal yardımlardan faydalanabilmeye devam etmekteler. Elbetteki bu diğer vatandaşlar açısından büyük haksızlık ve devletinde maddi kayıbı demektir.

İşte bu kargaşanın önlenmesi amacıyla uzun zamandır kamuoyunda da gündeme gelen “Tapuda mirasçılar adına intikalin re’sen yapılması’’ konusunda hükümet bir kanun tasarı hazırlayıp meclise göndermişti. Ancak bu tasarıda direkt Tapu Müdürlüklerine “Mirasçılık Belgesi“ düzenleme yetkisi veriliyordu ve sistem biraz karışık idi. Herşeyden önce Tapu Müdürleri veya memurları hukukçu değildi. 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 71/A, 71/B ve 71/C maddeleri gereğince bile mirasçılık belgeleri bizzat noter veya noterlik dairesinde kendisine imza yetkisi verilmiş olan hukuk fakültesi mezunu görevli ya da noter stajyeri tarafından verilebiliyor. (04.10.2011 tarihli Mirasçılık Belgesi Verilmesi ve Terk Eden Eşin Ortak Konuta Davet Edilmesi İşlemlerinin Noterler Tarafından Yapılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik md. 11) Yapılacak işlem basit bir “İkametgah İlmuhaberi“ düzenlemeye benzememekte, çekişmesiz dahi olsa bir yargılamayı gerektirmektedir. Hükümet tasarısını ele alan Meclis Adalet Komisyonu raporunda “ Tasarının çerçeve 3’üncü maddesi ile Tapu Kanununa ek madde eklenmesi öngörülmekteydi. Söz konusu madde ile tapu müdürlüğü görevlilerince, ölen kişiler arasında taşınmazı bulunanlardan Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası kayıtlı olanların hak sahibi mirasçılarının miras payları tespit edilerek mirasçılık belgesi düzenlenebilmesi imkânı sağlanmaktaydı. Ancak mirasçılık belgesi verilmesi, çekişmesiz yargı işi olduğu, tapu müdürlüklerince yapılmasının işin mahiyeti ile örtüşmediği ve mirasçılık belgesi verilmesi işlemine karşı itiraz yolu da öngörülmediği gerekçeleriyle çerçeve 3’üncü madde Alt Komisyon (Anayasa Komisyonu) tarafından Tasarı metninden çıkarılmıştır. Ancak Komisyonumuzca, tapu sicillerinin düzenli ve güncel tutulması ve bu bağlamda hak kayıplarını, sahtecilikleri ve aktif olmayan kayıtları tespit amacıyla, ölüm tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde tapu sicilinde miras intikalinin gerçekleşmemesi halinde tapu müdürlüğünün mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya başvurma yetkisi verilmesi amacıyla Komisyonumuz tarafından çerçeve 3’üncü madde ihdas edilmiş ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.’’ diyerek yapılacak hatalı düzenlemeyi engellemiş ve madde son halini alarak kanunlaşmıştır.

03.05.2012 tarih 6302 sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 3.maddesi aynen şöyle :

MADDE 3 – 2644 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “EK MADDE 1 – Ölüm tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde tapu sicilinde miras intikalinin gerçekleşmemesi halinde tapu müdürlüğü, mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya başvurabilir. Tapu müdürlüğü mirasçılık belgesine göre tapu sicili kayıtlarını elbirliği mülkiyeti şeklinde tescil ederek güncelleştirir. Tapu müdürlüğünün bu yetki kapsamındaki başvuruları her türlü gider, vergi, resim veya harçtan muaftır.”

Düzenlemenin son haline göre mirasbırakanın ölümümden itibaren iki yıl içerisinde miraçılardan en azından biri yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinden veya Noterden mirasçılık belgesi alıp, tapu da murisin taşınmazlarının mirasçılar adına miras şirketi olarak tescil yaptırmazlarsa, Kimlik Paylaşım Sisteminde ölü olarak kaydedilen kişinin mirasçılarının ve bunların adreslerinin tespiti için ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü re’sen (kendiliğinden) harekete geçerek o yerdeki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinden murise ait mirasçılık belgesi çıkartmak üzere müracaat edecek. Tapu müdürlüğünün mahkemeye başvuruları her türlü gider, vergi, resimveya harçtan muaf olacaktır.

Tapu Sicil Müdürlüğünün Noter’e müracaatı mümkün değil kanaatindeyim. Çünkü maddede “…yargıya başvurabilir.“ ifadesinden yargısal görevi ifa eden mahkemeleri anlamak daha doğru olacaktır.

Bununla birlikte çözümlenmesi gerekli diğer bir hususta Tapu Müdürlüklerinin murisin ölümünden nasıl haberdar olacağıdır. Bu konuda henüz Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün bir hukuki düzenlemesi (yönetmelik veya genelge v.s. gibi) bulunmamaktadır. Ancak hükümetin hazırlayıp meclise sunduğu ilk kanun tasarısındaki metnin çerçeve 3.maddesi “ Tapu müdürlüğü görevlilerince, ölen kişiler arasında taşınmazı bulunanlardan Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası kayıtlı olanların hak sahibi mirasçılarının miras payları tespit edilerek mirasçılık belgesi düzenlenir.“ şeklindeydi. Bu düzenleme alt komisyon olan Anayasa Komisyonunca tamamen tasarıdan çıkartılmıştı. Bu ilk düzenlemeye istinaden kanaatimize göre Tapu Müdürlükleri kendi sistemlerinde T.C. kimlik numarasıyla kayıtlı maliklerin ölümlerini İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde tutulan nüfus ve mavi kartlılar kütüklerinden 08.12.2006 tarihli ve 26370 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kimlik Paylaşımı Sistemi Yönetmeliği hükümlerine göre sorgulayabildiklerinden bu yolla murisin ölümünden haberdar olabilecekleri gibi,Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, resmi kurumlarca veya ilgililerince ölüm kaydı verilen murisi otomatik olarak Kimlik Paylaşımı Sistemiyle Tapu Müdürlüklerine bildirebilir. Daha sonra Tapu Müdürlükleri kendi fiziki tapu kayıtlarına ve elektronik bilgi sistemine murisin ölüm tarihini işler. Sistem iki yıl içerisinde tapu kaydında işlem yaptırılmadığında uyarı verir ve Tapu Müdürlüğü Ek-1 madde gereğince harekete geçerek devam eden işlemleri tamamlar. Bu konudaki işleyişe ve bilgi paylaşımına ilişkin İçişleri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları aralarında bir protokol yapılabilir. Fakat tapu kaydında T.C. kimlik numaraları olmayan murislerin tespitinin bu sistemle yapılabilmesi zor görünmekte.

Herşeye rağmen belki bu durumdan vatandaş da memnun olacaktır. Zira kendisi masrafa girmeden miras malının intikali sağlanmış olacak. Yani mirasçılar istemese de mirasçılık belgesini Tapu Müdürlüğü kendisi temin edecek ve bu belgeye göre tapu sicili kayıtlarını elbirliği mülkiyeti (miras şirketi) şeklinde tescil ederek güncelleştirecek. Böylelikle otomatik bir intikal gerçekleşecek ve herhangi bir kurumun araştırmasında ( İcra Daireleri, mahkemeler, vergi daireleri, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, Sosyal Güvenlik Kuruluşları v.s.) şahsın üzerine kayıtlı miras paylı taşınmaz görünecek. Böylece her hangi bir hak kaybolmayacak, tapu kayıtları devamlı doğru ve güncel kalacak, vergi kaçakçılığı ve fonlardan sahteciliğe dayalı haksız olarak sosyal yardımlardan faydalanmaların önüne geçilerek kısmende olsa ‘’Mercedes’li Yeşil Kartlılar’’ devri sona erecek.

Av. Şerif Yılmaz