Yabancı mahkemede boşandığımda evlilik mallarının bölüşümünü ne zamana kadar istemeliyim?

Kural olarak evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa da durur. Mal rejimi davalarında tasfiye başlamamış bile olsa tasfiyenin istenebilir olduğu boşanma kararının kesinleştiği tarihte 10 yıllık zamanaşımı süresi başlar ve bu sürenin geçirilmesiyle dava hakkı düşer.

Bu nedenle mal bölüşülmesi için davanın boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. (Türk Borçlar Kanunu md. 146)

Türkiye’de açılan boşanma veya evliliğin iptali davalarının kesinleşme tarihleri konusunda uygulamada bir sorun çıkmamaktadır. Ancak yabancı mahkemede boşananların Türkiye’de açacakları mal rejimi davalarında zaman aşımı ne zaman başlayacaktır?

Bu konu uzun zaman MÖHUK 59 uncu madde dolayısyla tereddüt konusu oluysa da nihayet Yargıtay 8 ve 2. Hukuk Daireleri yerleşik kararları ile mal rejimine ilişkin davaların zamanaşımının yabancı mahkeme boşanma kararının kesinleştiği değil, Türk mahkemesinde tanınma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlayacağına kararlar verdiler.

Örnek; eşlerden biri Avusturya mahkemesine 15.09.2005 tarihinde boşanma dilekçesi veriyor ve Avusturya mahkemesinin eşlerin boşanmasına ilişkin kararı 12.11.2006 tarihinde kesinleşiyor. Türk mahkemesinde bu kararın tanınması için açılan davanın kararı ise 06.08.2016 tarihinde kesinleşiyor. Normalde bu karar Türk mahkemesinde tanındığında MÖHUK 59 uncu maddesine göre 12.11.2006 tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Yani eşler bu tarih itibariyle Türkiye’de de boşanmış kabul edilirler.

Buna göre Avusturya mahkemesi kararının kesinleştiği tarihi esas aldığımızda 10 yıllık zamanaşımı 12.11.2016 tarihinde dolacaktır. İşte Yargıtay bunun hak kaybına sebebiyet verdiğinden dolayı 10 yıllık zamanaşımının 12.11.2006 tarihinden değil, Türk mahkemesinin tanıma kararının kesinleştiği 06.08.2016 tarihinden itibaren başlaması gerektiğini belirtmiştir.

Yabancı mahkemede boşanma kararı Türkiye’de tanındığında Türk mahkemesinin tanıma kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl içerisinde mal rejimi davası açılmalı.

MAVİ KARTLILARIN DURUMU

2013 yılından beri yapılan uygulama ile mavi kartlılar yabancı mahkeme boşanma kararlarını  mahkemeye gerek kalmadan idari yoldan Mavi Kartlılar Kütüğüne işletebiliyorlar. Burada her iki taraf da mavi kartlı veya diğer taraf yabancı ise kanaatimizce yukarıda bahsettiğimiz Yargıtay kararları kıyasen uygulanarak 10 yıllık zamanaşımı süresi bu boşanma kararının Mavi Kartlılar Kütüğüne tescil edildiği tarihten itibaren işletilebilir.

Ancak yönerge gereğince bir taraf mavi kartlı diğer taraf Türk vatandaşı ise sorun nasıl çözülecek? Çünkü yönergeye göre boşanma usulüne uygun her iki kütüğe tescil edilir. Yani mavi kartlı tanıma davasına gerek olmadan yabancı mahkeme kararını mavi kartlılar kütüğüne işletecek, karşı taraf Türk vatandaşı olduğu için Türk mahkemesinde tanıma davası açması gerekecektir. Türk vatandaşı olan eş mahkemeye tanıma davası açarsa sorun yok. Ancak açmazsa boşanmasını mavi kartlılar kütüğüne işleten mavi kart hakkı sahibi mal rejimi davasını nasıl açacak? Zira diğer eş yönünden Türk nüfus kayıtlarında halen evli görünüyorlar ve evli iken katılma alacağı davası açılamaz. O zaman mavi kartlı kişinin katılma alacağı davası açmayı amaçlayan tescili bir işe yaramayacak ve o da dava açmak zorunda kalacaktır.

Aynı durum 29.04.2017 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesiyle Nüfus Hizmetleri Kanununa eklenen 27/A maddesinden yararlanacaklar için de geçerli.  Zira yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte başvurması halinde idari yoldan tanınacak. Kanaatimizce bu durumda da 10 yıllık zamanaşımı tarafların birlikte başvuru yaptıkları ve nüfus kayıtlarına boşanmanın tescil edildiği tarihten itibaren başlayacaktır. Bu konuda zaman içerisinde oluşacak yargı içtihatlarını göreceğiz.

Av. Şerif YILMAZ