Av. Şerif Yılmaz

BOŞANMADAN İTİBAREN 300 GÜN İÇERİNDE DOĞAN ÇOCUĞUN BABASI KİMDİR?

Türkiye’de olduğu gibi yurtdışında yaşayan insanlarımızda evlilik birliği devam ederken, boşanma davalarının uzun sürmesi nedeniyle bu süreçte başka bir eş ile gayrıresmi ilişki içerisine girmesinden dolayı çocuk dünyaya getirebiliyorlar.

Örnek verecek olursak henüz evli ve ortada herhangi bir boşanma davası olmaksızın veya boşanma davası devam ederken evlilik dışı ilişkiden çocuk doğumu olabildiği gibi, yabancı mahkemede boşanmış olmakla birlikte boşanmadan itibaren 300 gün içerisinde kadınların dünyaya getirdiği çocuklar olabiliyor. Bu durumlarda çocuğun nesebinin belirlenmesinde Türk hukuku açısında birçok problem çıkabiliyor.

Konuyu teknik ayrıntıya boğmadan izah edebilmek için Almanya’dan bir vatandaşımızın sorununu çözelim. Elbette bu konuda verdiğimiz örnek sorun ve çözüm diğer ülkeler için de geçerlidir.

Soru şu şekilde; “Şerif bey, ben 2008 yılında bir evlilik yaptım ve bir yıl ayrılık döneminden sonra 07.07.2014 tarihinde Alman mahkemesinde boşandım ve bu karar 24.08.2014 tarihinde kesinleşti. İkimiz de Türk vatandaşıyız. Eski  eşim  06.06.2015 tarihinde bir başkasından çocuk dünyaya getirmiş. Türk vatandaşı olan eski eşim ve çocuğun asıl babası evlenmek ve çocuğu nüfuslarına kaydettirmek için Türk konsolosluğuna başvurmuşlar. Konsolosluk ise evlenme işlemini Alman mahkemesi boşanma kararının Türkiye’de tanıtılmasından sonra yapabileceklerini ancak çocuk bizim boşanmamızdan itibaren 300 gün içerisinde doğduğundan benim nüfusuma işlenebileceğini ve benim soyisimi alacağını söylemiş. Eski eşim benden yardım istedi. Ben de anlayamadım çocuk benim değil, asıl babası ortada neden yabancı bir erkeğin çocuğu benim adıma kaydoluyor? Buna karşı ne yapabiliriz?”

Bu vatandaşımız Alman mahkemesinde boşanmış ve bu boşanma kararı 24.08.2014 tarihinde kesinleşmiş. Her ikisi de Türk vatandaşı olduğundan öncelikle bu boşanma kararının Türk nüfusuna işlenmesi için Türkiye’de tanıtılması gerekir. Tanıtma halinde boşanma kararı MÖHUK 59. madde gereğince Türk hukuku açısından da 24.08.2014 tarihinden itibaren hüküm ifade edecektir.

Bu durumda boşanan kadın Türk Medeni Kanununun (TMK) 132. maddesi gereğince boşanma kararının kesinleşmesinden (24.08.2014) itibaren 300 gün (10 ay) geçmedikçe yani 24.06.2015 tarihine kadar evlenemez. Bu süre ancak Türkiye’de sulh hukuk hakimi kararıyla kaldırılabilir.

Yine aynı kanunun 285.maddesi gereğince  evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden (24.08.2014) başlayarak 300 gün içinde (24.06.2015 tarihine kadar) doğan çocuğun babası kocadır, 287/2 maddesine göre de evlenmeden başlayarak en az 180 gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden (24.08.2014) başlayarak en fazla 300 gün içinde (24.06.2015 tarihine kadar) doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.

Dolayısıyla bu vatandaşımızın boşandığı eski eşi başka bir babadan hamile kalıp müddetin bittiği 24.06.2015 tarihinden önce 06.06.2015 tarihinde bir çocuk dünyaya getirdiğinden yukarıda sıralanan mevzuat hükümlerine göre çocuk evlilik birliği içerisinde ana rahmine düşmüş ve babası da bu vatandaşımız sayılır. Bu şekilde nüfusa bu erkek vatandaşımızın adına ve soyadı ile birlikte kaydedilir. Bu nedenle Konsolosluğun verdiği bilgi doğrudur. Hatta  en azından anne Türk vatandaşı olduğundan çocuğun doğumdan itibaren 60 gün içerinde konsolosluk aracılığıyla Türk nüfusuna kaydedilmesi mecburidir. Bu süre geçirilirse yine çocuk kaydedilir, ancak idari para cezası uygulanır.

Burada yapılacak iş, çocuk bu şekilde soruyu soran vatandaşımızın nüfusuna kaydedildikten sonra, bize vereceği vekaletname ile hemen  TMK 286, 288, 289 ve 290 maddeleri gereğince anne eski eşi ve çocuğa karşı BİR YIL İÇERİSİNDE babalığın reddi davası açmaktır. Bu davada anne çocuğu temsil edemeyeceğinden ve aralarında menfaat çatışması olacağından Aile mahkemesince Sulh hukuk mahkemesinden çocuğa bir kayyım atanması ihbarla istenecek ve dava bu kayyıma karşı devam ettirilecektir. Bu davanın ispatı kolay olacaktır. Zira vatandaşımızla boşandığı eski eşi boşanmadan evvel en az bir yıl ayrı yaşamışlar ve bir daha bir araya gelmemişlerdir. Yani çocuğun kendisinden gebe kalma ihtimali olmadığını ispatlayabilecektir. Çünkü 288/1 maddesine göre çocuğun taraflar ayrı yaşarken ana rahmine düşmesi halinde dava ispatlanmış sayılır ve koca açısından nesebin reddi yönünde hüküm kurulur. Bu da gerek Alman mahkemesi boşanma kararıyla gerekse de tanık ifadeleriyle ispatlanabilir. Ancak bazen hakimler bununla bağlı olmadıklarından nadir de olsa mutlaka çocuk ve davacı babayı isteyip DNA ve gen analizi yaptırabiliyor.

Hemen şunu da ifade edelim ki, bu davayı annenin açma hakkı yoktur. Ya nüfusuna kaydedilen bu vatandaşımız gibi nüfusta kayıtlı baba çocuğun doğumunu veya kendisinden olmadığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içersinde, ya çocuğa kayyım atanması halinde kayyıma bu yönde tebligat yapıldığı tarihten itibaren baba anneye karşı bir yıl içerisinde ya da bu sürelerde dava açılmamış ise çocuk 18 yaşını doldurduğu tarihten itbaren yine bir yıl içerisinde bu davayı açabilir. Veya genetik baba nüfustaki babanın ölmesi, kısıtlılık altına alınması veya gaipliğine karar verilmesi halinde yine bir yıllık sürede bu davayı açabilir. Bu kişilerin süreler geçirilmemek üzere kanuni mirasçıları tarafından da belirli şartlarla dava açılabilir. Buradaki bir yıllık dava açma süreleri HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELERDİR. Mücbir sebepler nedeniyle süre geçirilmiş ve hakimce bu kabul edilebilir olsa da bu hususa mutlaka dikkat etmek gerekir.

Bu dava kazanılıp, babalığın reddi kararı alındığında eski eşin çocuğu baba yönünden nesepsiz hale gelir. Yani soybağının reddi kararıyla çocuk kendiliğinden genetik babasına bağlanmış olmaz. Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 23 üncü maddesi gereğince mahkeme kararıyla soybağı reddedilen çocuk, annesinin bekarlık hanesine , annesinin soyadı ve onun bildireceği (gerçek baba) baba adıyla kaydolur. Çocuğun gerçek genetik babası eski eşin şimdiki kocası olduğundan ve ona bağlananabilmesi için onun tarafından tanınması ve onun nüfusuna geçirilmesi gerekir. Ya da eski eş ile gerçek babanın evlenmesiyle çocuk doğrudan gerçek babanın nüfusuna kaydedilerek soybağı düzeltir. İşin bu kısmı idari işlemlerden oluştuğundan bunları şahısların kendilerinin bizzat yapması gerekir.

Av. Şerif Yılmaz

NOT: Konu ile ilgili danışma hizmetimiz RVG gereğince ücrete tabidir.