Av. Şerif YILMAZ

ALMANYA’DA DOĞUM TARİHİNE GÖRE SİGORTA NUMARASININ  (Versicherungsnummer) DEĞİŞTİRİLMESİ

Türkiye’de son zamanlarda sistem oturmaya başlasa da geçmiş yıllarda ebeveynler dünyaya gelen çocuklarını zamanında ve tam olarak resmî kurumlara bildirmediğinden ileri tarihlerde yapılan bildirimde çocukların gerçek doğum tarihleriyle değil, farklı doğum tarihleri ile kayıtlara girmesi söz konusu olabiliyor.

Bunun birçok sebebi olabiliyor. Örneğin; Savaşlar ve ülkedeki çalkantılar nedeniyle Osmanlı devletinin yıkılması sonrası yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin hemen nüfus sayımını yapıp vatandaşları kaydedememesi, doğan erkek çocuğun geç askere gitmesi için yaşının küçük olarak bildirilmesi, kız çocuğunun erken evlenebilmesi için yaşının büyük bildirilmesi veya mahkeme kararıyla büyütülmesi, çocuğunu Almanya’ya getirmek için yaşını küçük bildirmesi veya mahkeme kararıyla küçültülmesi gibi.

Savaş dönemlerini bir tarafa bırakırsak Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurulmasından sonra çıkarılan kanunlarda doğum bildirimlerinin sert bir müeyyidesinin olmayıp sadece küçük bir idari para cezası ile cezalandırılması, bu konuda ortaya çıkan sorunlardan dolayı çıkarılan kanunlarla mahkemelerde yaş büyütme veya küçültmenin iki şahitle ispatlanmasının yeterli görülmesi en önemli sebepler olarak sayabiliriz.

Bu makalemizde Almanya’ya gelen ve çalışan Türk insanımızın Alman sosyal güvenlik sisteminde bu doğum tarihlerinin tespit ve kabulünde, doğum tarihlerinin dolayısıyla sigorta numaralarının değiştirilip değiştirilemeyeceğini tarihi arka planı, hukuki gerekçeleri, değiştirmenin sonuçları ve örnekleriyle izah etmeye çalışacağız.

20 Aralık 1955 tarihinde Şansölye Konrad Adenauer yönetimindeki Almanya Federal Cumhuriyeti, o zamanki İtalyan hükümetiyle „Almanya Federal Cumhuriyeti’nde İtalyan İşçilerin İşe Alınması ve Yerleştirilmesi Anlaşması“nı imzaladı. Bu ilk göç anlaşmasını, sonraki yıllarda İspanya (1960), Yunanistan (1960), Türkiye (1961), Fas (1963), Güney Kore (1963), Portekiz (1964), Tunus (1965) ve nihayet Yugoslavya (1968) ile yapılan anlaşmalar izledi.

Bu anlaşmalar sonucunda, 1973 yılına kadar yaklaşık 14 milyon insan çalışmak üzere Almanya’ya geldi. Başlangıçta geçici bir önlem olarak düşünülen bu uygulama, birçok kişi için özellikle Türkler için kalıcı hale geldi. Bu işçilerin yaklaşık 3 milyonu Almanya’da kalıcı olarak yerleşti ve yıllar içinde ailelerini de getirdi. Fakat, Türkiye’ye kesin dönüş yapan Türk işçiler bile şayet sonradan prim iadesi almamış iseler o zamana kadar Almanya’da emeklilik hakları elde etmişlerdi.

Hatta bugün Suriye savaş bölgelerinden gelenler gibi 1950’lerden itibaren ve daha sonra 1980’lerin sonlarından ve 1990’ların başlarından itibaren, Oder-Neisse hattının doğusundaki eski Alman topraklarından çok sayıda Alman vatandaşı ve aileleri Almanya’ya geldi. Bu kişilerin bazılarının da doğum tarihini gösteren Alman nüfus kayıtları gibi resmî belgeleri yoktu veya bunu elde etmekte zorluk çekiyorlardı. Bunlar da bir şekilde Alman sosyal güvenlik sistemine girmiştir.

Türk işçiler ve diğerlerinin bugün de olduğu gibi Alman sosyal güvenlik sistemine girerken kendileri veya bakmakla yükümlü olduğu kişi veya bir aile üyesi tarafından bir sosyal hizmet sağlayıcısına ilk başvuru sırasında veya yasal bildirim yükümlülüğü kapsamında işverene bildirdikleri doğum tarihleri esas alınır.

Bu sosyal hizmet sağlayıcılar, kanunda tanımlanan (Meslek Eğitimi Teşvik Kurumları, İş Ajansları -Arbeitsamt, Sağlık Sigortası Kurumları- Krankenkassen, Kaza Sigortası Kurumları- Berufsgenossenschaft, Alman Silahlı Kuvvetleri İdaresi, Aile Kasaları- Famielenkassen, Gençlik Daireleri- Jugendamt ve Sosyal Yardım Kuruluşları -JobCenter gibi) hizmet sağlayıcılardır (Alman Sosyal Güvenlik Kanunu I. Kitabı-SGB I- md. 12 ve 18 ilâ 29).  Fakat yine kanuna göre başvuru kabul etme yetkisine sahip olan, ancak hizmet sağlayıcı olmayan kurumlar (örneğin belediye idareleri) bu kapsama girmez (Alman Sosyal Güvenlik Kanunu I. Kitabı -SGB I- md. 16/1).

Bunlar ilk bildirimde bulundukları doğum tarihlerine göre Alman sosyal sigorta sisteminde doğum tarihlerini de içeren 12 haneli bir sigorta numarası alırlar. Örneğin 12.11.1948 tarihinde doğan Fazıl beye “11 121148 A XXX” şeklinde bir sigorta numarası verilmesi gibi.

Bunun anlamı Alman sosyal güvenlik sisteminde tıpkı Türk sosyal güvenlik sisteminde olduğu gibi gerek sigortalı çalışan gerekse onun bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin doğum tarihlerinin doğru olarak tespiti gerektiğidir. Zira hem sigortalı hem de geriye bıraktığı hak sahiplerinin sosyal güvenliğe ilişkin hakları bu doğum tarihlerine göre hesaplanan yaş şartlarına bağlıdır.

Örneğin;

  • Yasal yaşlılık aylığı (Regelaltersrente) veya 35 yıl veya 45 yılla erken normal veya ağır engelli emeklilik hakları belirli yaşların tamamlanmasına bağlı. Bunlar da kişinin doğum tarihine ve ona göre verilen sigorta numarasına göre hesaplanır.
  • Tam dul aylığı (Witwenrente) hakkı diğer şartlar yoksa bile kademeye göre 45-47 yaşların doldurulmasına bağlı.
  • Sigortalının geriye bıraktığı yetiminin aylık hakkı (Waisenrente) 18 yaşına kadar olma şartı veya okul, meslek eğitimi, engellilik durumu gibi diğer şartların varlığı halinde 27 yaşına kadar olma şartına bağlıdır.
  • Sigortalının çocuğu varsa çocuk sigortalıdan dolayı 23 yaşına kadar çalışmasa, sigortaya tabi olmaz ise aile sağlık sigortalıdır (Famielenversicherung). Bu da çocuğun doğum tarihine bağlıdır.

Bu listeyi uzatmak mümkündür.

1998 öncesi, bu kişilerin yani ilk bildirdikleri tarihten farklı doğum tarihlerine göre sigorta numarasının değiştirilip değiştirilemeyeceği konusu, en yüksek mahkemelerin kararlarına sıklıkla konu oluyordu. Örneğin, Federal Sosyal Güvenlik Mahkemesi (Bundessozialgericht), doğum tarihi sorununun mahkemenin delilleri serbestçe değerlendirmesine tabi olduğunu belirtiyordu. 1990’larda, Federal Sosyal Güvenlik Mahkemesi, prensip olarak, sigortalının emeklilik sigorta sistemine girerken beyan ettiği ve o sırada sunulan belgelerden anlaşılan doğum tarihinin geçerli olduğunu kabul ediyordu. Emeklilik başvurusu yapılmadığı sürece, bir sigorta kurumunun doğum tarihinin değiştirilmesine ilişkin kararı, sonraki bir başvuru için bağlayıcı değildi. Bu hukuki görüş, ancak Federal Sosyal Güvenlik Mahkemesi 5. Senatosu’nun 19 Kasım 1997 tarihli kararıyla (B 5 SJ 8/97) terk edildi.

İlk başvuru sonrasında, gerekirse, sunulan belgelere dayanarak doğum tarihi değiştirilebilir. Bu tür belgelere örnek olarak okul karne ve diplomaları, evlenme cüzdanı veya evlenme belgeleri, askerlik hizmet belgeleri ve gerçek yaş hakkında sonuç çıkarılabilecek diğer belgeler verilebilir.

Federal Sosyal Güvenlik Mahkemesinin son kararından sonra bu konudaki idari prosedürü basitleştirmek ve aynı zamanda ileride sosyal yardımların kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla, hangi doğum tarihinin esas alınacağı ve bunun değiştirilebilmesinin hangi istisnai durumlarda kabul edilebileceğine dair Alman Sosyal Güvenlik Kanunu I. Kitabına eklenen 33a maddesi 1 Ocak 1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu maddenin yürürlüğe girmesiyle uygulama kanuni bir düzene alınmıştır.

33a maddesi neyi düzenler?

“Yaşa bağlı haklar ve yükümlülükler” başlıklı bu 33a maddenin düzenlemesi şu şekildedir;

(1) Haklar veya yükümlülükler belirli bir yaş sınırına ulaşmaya veya bu sınırı aşmamaya bağlıysa, belirleyici doğum tarihi, hak sahibi veya yükümlü kişi veya onun bakmakla yükümlü olduğu kişiler tarafından bir sosyal güvenlik kurumuna veya Dördüncü Kitabın Üçüncü veya Altıncı Bölümü bağlamında yapılan bir beyan olması halinde işverene ilk bildirilen tarihtir.

(2) Birinci fıkra uyarınca belirlenen doğum tarihinden sapmaya yalnızca yetkili sosyal yardım sağlayıcısının aşağıdaki hususu belirlemesi halinde izin verilir:

  1. Yazım hatası varsa veya
  2. Birinci fıkrada belirtilen beyanın tarihinden önce düzenlenmiş olan bir belgede farklı bir doğum tarihi gösterilmekte ise.

(3) Birinci ve ikinci fıkralar, sigorta numarasının veya bu kanunun sosyal yardım alanlarında kullanılan başka bir kimlik numarasının parçası olan doğum tarihleri için de geçerlidir.

Bu maddenin Avrupa hukuku ve Alman Anayasası ile uyumluluğu konusu yüksek mahkemeler tarafından defalarca teyit edilmiştir. Özellikle Federal Sosyal Güvenlik Mahkemesinin (BSG) B 13 R 23/07 sayılı 23.01. 2007 tarihli, Avrupa Birliği Adalet Divanının 02.12.1997 tarihli ve 6761 “Dafeki”, C-102 / 98 sayılı “Kocak” ve C-211 / 98 sayılı “Örs” davalarında verilen karara göre, 19.09.1980 tarihli ve 3/80 sayılı Türkiye- AET Ortaklık Konseyi Kararı’nın 3/1 maddesinin, Avrupa Birliği (Topluluğu) üye devletlerinin sosyal güvenlik sistemlerinin Türk işçilere uygulanmasına ilişkin olarak, Sosyal Güvenlik Kanunu I. Kitabına eklenen bu 33a maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.

Bu maddenin birinci fıkrası, önceki içtihatlara dayanarak, prensip olarak sigortalının yasal sosyal güvenlik sistemine girerken beyan ettiği veya akrabaları tarafından beyan edilen doğum tarihinin geçerli olduğunu kabul etmektedir.

Yani bu maddenin yürürlüğe girmesiyle, „gerçek“, yani tarihsel olarak doğru doğum tarihinin kullanılması zorunluluğu da ortadan kalkmıştır. Bu nedenle, daha önceki içtihatlarda belirtildiği gibi kapsamlı araştırmalara artık gerek kalmamıştır.

Bu nedenle, Alman emeklilik kurumu ilk sigorta numarasından elde edilen doğum tarihine göre işlem yapacaktır. Bunun anlamı emeklilik kurum yetkilileri kişinin doğum tarihinin doğruluğuna ilişkin herhangi bir soruşturma veya araştırma yapmayacağıdır.

Daha önceki uygulamada geçerli olan ve sigorta numarasıyla ilgili kararın ancak sosyal haklara ilişkin ödemeler alınmaya başlandığında verilebileceği yönündeki yasal emsal kararlardaki görüş de terk edilmiş oldu. Artık sigorta numarasında olası bir değişiklikle ilgili karar henüz yaşlılık aylığına başlamamış olması şartıyla, her zaman verilebiliyor.

Bu kanuni düzenleme sonucunda, Alman Emeklilik Sigortası, ancak sigortalı kişi ilgili başvuruyu yaptığında doğru sigorta numarasıyla ilgili işlem yapacaktır. Dosyada, örneğin Türk vatandaşı olan bir sigortalının Türkiye Nüfus Kayıt Örneğinde sigortalının farklı bir doğum tarihine sahip olabileceği belirtiliyorsa, Alman Emeklilik Sigortası ancak sigortalı kişi ilgili başvuruyu yaptığında işlem yapacaktır. Bir kişi doğum tarihinin değiştiğini gösteren bir belge (Örneği Nüfus kayıtları, Mahkeme kararı) ibraz ederse, henüz yaşlılık aylığına başlamamış olması şartıyla, emeklilik sigorta kurumu otomatik olarak işlem yapacaktır. Başka bir sosyal güvenlik kurumu farklı bir doğum tarihi talep ederse de aynı durum geçerlidir.

Maddeye göre ana kural bu şekilde olmasına rağmen yeni ibraz edilen belgelere göre doğum tarihinin dolayısıyla sigorta numarasının değiştirilmesi maddenin ikinci fıkrasında katı kurallara bağlanmıştır.

Bu istisna düzenlemelerine göre bir sigorta numarasının değiştirilmesi, yazım hatasından kaynaklanıyorsa düzeltilip değiştirilmesi kolaydır. Bu durum, örneğin sağlık sigorta kurumu (Krankenkasse) tarafından doğum tarihinin aktarılması sırasında sıklıkla meydana gelebiliyor. Burada belirtmek gerekir ki, gelişen dijitalleşmeyle birlikte, okunaksız el yazısından kaynaklanan bu tür aktarım hataları tamamen bitmemiş ise de azalmıştır.

Burada kastedilen yazım hataları, tamamen mekanik bir hatadan kaynaklanan görünür hatalardır. Örneğin, aktarım, çeviri, hesaplama, “daktilo hataları” veya “rakam hataları” gibi.

Yazım hatası Alman sosyal güvenlik kurumunda yapılmışsa dikkate alınır ve düzletilir.  Hatalı kayıt yurtdışında örneğin Türk kayıtlarında yapılmışsa, düzeltme hakkı ve yetkisi ortadan kalkar. Yabancı bir hak sahibinin doğum tarihinin, menşe ülkesinde (örneğin Türkiye’de) yazım hatası nedeniyle yanlış kaydedilmiş olması, düzeltme talebini haklı kılmaz (Hessen Eyalet Sosyal Güvenlik Mahkemesi’nin -LSG- 01.11.2005 tarihli L 2 RA 66/04 sayılı kararı).

Diğer yandan hatanın gerçekten bir yazım hatası olması gerekir. Yani hatada kasıt olmamalıdır. Bu nedenle, kasıtlı olarak yanlış bir beyan yazım hatası olarak kabul edilmez.

Sigortalı kişi doğum tarihinde bir değişiklik olduğunu açıkça gösteren bir belge ibraz ederse, bu bir yazım hatası değildir. Bu durumda, diğer istisna uygulaması devreye girer.

Bu istisna ise sigortalı kişinin, ilk verilen doğum tarihinden farklı bir doğum tarihini gösteren ve sigorta numarası verilmeden önce düzenlenmiş olan bir belgeye sahip olması durumudur. Dolayısıyla tıbbi rapor gibi delillerin toplanması veya bu raporların belge olarak kabulü söz konusu değildir. Sadece belgeler delil olarak kabul edilir (BSG, B 13 R 491/09 B sayılı 15.12.2009 tarihli kararı).

Ayrıca, emeklilik sigortası veya sosyal mahkemeler, şayet bu belgeler ilk bildirilen tarihten sonra düzenlenmişse vatandaşlık veya kimlik kartında belirtilen doğum tarihine de bağlı değildir (BSG, B 13 RJ 271 / 01 B sayılı, 14.02.2002 tarihli kararı).

Farklı doğum tarihini gösteren belgenin asılının emeklilik kurumuna veya mahkemeye ibrazı gerekmiyor. Bir kopyası yeterli kabul ediliyor. Burada önemli olan emeklilik kurumunun veya mahkemenin böyle bir belgenin varlığından tamamen emin olmasıdır. Örneğin Türk sigortalılar için Türkiye’den alınan nüfus kayıt örneğinin açıklamalar kısmındaki doğum tarihini değiştiren bir mahkeme kararının zikredilmesi gibi.

Bu düzenlemedeki belge tabirinden hukuki işlemlerde delil olarak kullanılmaya uygun, yazılı olan bir belge anlaşılmalı. Yani buradaki ibraz edilecek ve kullanılacak belgeler sınırlı sayıda sayılmamıştır (BSG, 05.04.2001 tarihli B 13 RJ 35/00 R sayılı kararı). Doğum belgeleri ile pasaportlar, nüfus kayıt örnekleri, mahkeme kararları, evlenme cüzdanı veya evlilik belgeleri ve okul karne ve diplomaları da sunulabilir ve sunulmaktadır. Sunulan belgelerin delil değeri, emeklilik kurumu ve mahkemeler tarafından değerlendirilmektedir.

Türk nüfus kayıtlarının düzeltilmesine dayanak teşkil eden kararlar, öncelikle sadece bu durumu teyit eder. Altta yatan olgunun doğruluğu ise başka bir konudur. Örneğin yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye’de, iki tanığın ifadesine dayanan bir karar ile doğum tarihi düzeltilebilir. Türk mahkemesinin, kısmen onlarca yıl öncesine ait doğum olayına tanıklık eden tanıkların güvenilirliğini her zaman kontrol edip etmediği ise tartışmalıdır. Doğum tarihinin değiştirilmesine izin veren Türkiye’de orijinal kayıtlar da güvenilir kabul edilmeyebilir.

Bazen doğum tarihi, sunulan belgeden hemen anlaşılamayabilir. Örneğin, bir okul karnesi, sigortalının belirli bir yılda dördüncü sınıfı az çok başarıyla tamamladığını belirtebilir. Bu bilgi, sigortalının karnenin düzenlendiği tarihten 9-10 yıl önce doğmuş olması gerektiği anlamına gelmez. Zira geçmiş yılda ilköğretimin zorunlu olmasına rağmen sigortalının o dönemde okula gidememiş olması veya geç yaşta gönderilmesi de mümkündür. Bu nedenle, koşullar hakkında daha ayrıntılı bilgi olmadan, böyle bir karne veya diplomanın delil değerini belirlemek zordur. Genellikle, böyle bir belge sadece bir delil başlangıcı olarak kabul edilir. Belgenin „doğruluğu“, diğer destekleyici belge/belgelerle dikkate alınarak belirlenir. Ancak, iddia edilen doğum tarihi, bu belgelerden en az birinden açıkça anlaşılmalıdır. Doğum tarihi yalnızca tahmin veya afaki bir hesaplama ile belirlenemez (BSG, B 13 RJ 271/01 B sayılı, 14.02.2002 tarihli kararı).

Lâkin bu izah ettiğimiz, ilk sigorta numarasının verilmesinden önce düzenlenen bu belgelerin sınırlı delil değeri taşıdığı anlamına gelmemektedir. Delilleri değerlendirirken, özellikle Avrupa Adalet Divanı’nın 02.12.1997 tarihli “Dafeki” davasındaki (AAD, I 1997, 6761) kararında belirtilen ilkeler nazara alınmalıdır. Bu karara göre, AB hukuku kapsamındaki ayrımcılık yasağı, diğer üye devletlerin yetkili makamlarından gelen belgelerin, doğruluğu belirli, davaya özgü göstergelerle ciddi şekilde çelişki oluşturmadıkça dikkate alınmasını gerektirmektedir. Avrupa Adalet Divanı’nın o zamandan beri birçok kez verdiği kararlara göre, bu durum Türk vatandaşları için de geçerlidir.

Kısaca özetlemek gerekirse; Kural olarak bir kişinin Alman sosyal güvenlik sistemine ilk girdiğinde ister beyanla isterse işverenince bildirildiği doğum tarihine göre verilen ve emeklilik hakkı gibi sosyal güvenliğe ilişkin hak ve yükümlülükler için belirlenen yaşı da ona göre belirlenen sigorta numarası prensip olarak değiştirilmez, bu ilk verilen sigorta numarasına dolayısıyla doğum tarihine göre işlem görür.

Bu ilk verilen sigorta numarasının daha sonradan farklı bir doğum tarihine göre değiştirilmesi katı kurallara bağlı olarak iki şekilde istisnai olarak değiştirilebilir. Birincisi ilk verilen sigorta numarası maddi yani yazım hatasından kaynaklanmış ise doğru doğum tarihine göre değiştirilebilir. İkincisi ise örneğin emekli aylığı almaya başlamadan önce ilk bildirilen ve ona göre sigorta numarası verilen doğum tarihi, ancak ilk sosyal güvenlik sistemine girilen tarihten önce düzenlenmiş doğum belgelerine ek olarak, pasaportlar, nüfus kayıt örnekleri, mahkeme kararları, evlenme cüzdanı veya evlilik belgeleri ve okul karne ve diplomaları gibi inandırıcı hukuki işlemlerde delil olarak kullanılmaya uygun bir belge ibrazı halinde de değiştirilebiliyor.

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için örnekler verelim;

Örnek 1:

Sezai bey işçi göçü anlaşması gereğince 1965 yılında Almanya’ya geliyor. Pasaportunda doğum yılı Rumi takvime göre „1341“ olarak belirtiliyor. Sezai beyin ilk sigorta girişinde bu hicri takvime göre yazılan doğum tarihi miladi takvime göre „1927“ olarak çevriliyor ve buna göre “11 000027 K XXX” şeklinde sigorta numarası alıyor.

Oysa bu çeviri düzeltilebilir maddi bir hatadır. Zira Sezai beyin Rumi takvime göre doğum tarihine 584 yıl eklendiğinde (1341+584) doğru olan doğum tarihi „1925“dir. Bu tarihe göre sigorta numarası “11 000025 K XXX” şeklinde değiştirilir.

Örnek 2:

Muharrem bey 1971 yılında eşi Meryem hanımı Almanya’ya getirmiştir. Fakat çift evlenmeden önce resmi olarak 14 yaşında olan Meryem hanımın Muammer beyle 1952 yılında evlenebilmesi için, mahkeme kararıyla Türk nüfusundaki doğum tarihi „1938“den „1935“e değiştirilmiş.

Meryem hanım Almanya’ya gelmeden önceki Türk nüfusunda düzeltilen doğum tarihi 1935 ile geldiğinden ve bu doğum tarihi ile ilk sigorta numarası aldığından doğum tarihi 1938 olarak düzeltilmeyecek, 1935 olarak kabul edilecektir.

Örnek 3:

Faruk bey 1972 yılında Almanya’ya gelmiştir. 16.10.1972 tarihinde kendisine “13 000038 M XXX” sigorta numarası verilmiştir. O tarihteki belgelere göre sadece ay ve gün olmadan 1938 doğum yılı bilinmektedir. 1999 yılındaki kararıyla, Türk Asliye Hukuk Mahkemesinde doğum tarihi 01.03.1936 tarihi olarak düzeltilmiştir. Faruk beyin yeni belgelerinde de (pasaport, Alman vatandaşlık belgesi, aile cüzdanı gibi) doğum tarihi 01.03.1936 olarak görünmektedir.

Kanuna göre doğum tarihinin ancak ilk kayıt öncesinde düzenlenmiş belgeler sunulduğunda düzeltilebileceği yönündeki katı hüküm, hayali yani ay ve gün olmayan doğum tarihlerini de kapsamaktadır. Faruk beye ilk verilen “13 000038 M XXX” sigorta numarası doğum tarihi esas alındığında ne eksik ne de hatalıdır. Sigorta numarasının verildiği tarihten önce düzenlenmiş bir belge de mevcut değildir. Bu nedenle, daha sonra yaşlılık aylığı ödenmesi durumunda, Alman emeklilik kurumu tıpkı 07.08.2006 tarihli 5490 sayılı Türk Nüfus Hizmetleri Kanununun 39. maddesindeki düzenlemeye paralel düzenleme gibi (2006 yılından itibaren, o zamana kadar sadece doğum yılından oluşan doğum tarihine, ilgili yılın 1 Temmuz’u eklenmiştir) ilgili yılın 01.07. tarihini esas alır. Yani sigorta numarası değiştirilmez.

Örnek 4:

Makbule hanım, 2001 yılında Alman emeklilik kurumuna sigorta hesabının açıklığa kavuşturması talebinde bulunur. “65 120347 A XXX” sigorta numarasıyla tutulan otomatik hesapta, Makbule hanımın 01.08.1979 tarihinden itibaren güncel sigorta süreleri kayıtlıdır. Ayrıca, 01.11.1967 ile 30.05.1969 tarihleri arasındaki sigorta sürelerinin kayıtlı olduğu ve doğum tarihinin 12.03.1949 olarak belirtildiği bir sigorta kartı daha mevcuttur.

Makbule hanımın her iki sigorta numarasından ilki Alman emeklilik kurumuna doğum tarihi göre 1967 yılında sigorta kartının düzenlenmesi sırasında bildirildiğinden geçerli doğum tarihi 12.03.1949 olarak esas alınır.

Örnek 5:

Mustafa bey Türkiye’de doğmuş ve nüfusa 01.01.1965 olarak tescil edilmiştir. Mustafa beyin babası oğlunun hem daha geç askere gitmesi hem de 16 yaşını geçtiğinden Almanya’ya getirmek için 1982 yılında Türk Asliye Hukuk Mahkemesinde 01.01.1965 olan doğum tarihini iki yaş küçülterek 01.01.1967 olarak düzelttirmiş aynı yıl Almanya’ya getirmiştir. Mustafa bey 1986 yılından itibaren Almanya’da çalışmaya başlamış “14 010167 E XXX” sigorta numarası almıştır.

Mustafa bey Almanya’ya gelmeden önce 1972-1977 yılları arasında ilkokulu okumuş ve diploma ile okulunu bitirmiştir. Ayrıca Mustafa bey 1981 yılında SSK kapsamında 10 günlük bir sigortalı çalışması ve buna ilişkin sigorta kimlik kartı vardır.

Ana kurala göre Almanya’da ilk sigorta girişine göre her ne kadar Mustafa beyin doğum tarihi 01.01.1967 olarak alınmış ise de kanundaki ikinci istisna düzenlemesine göre Mustafa bey resmi kurumdan alınan ilkokul diploması ile SGK hizmet dökümü ve sigorta kartını Alman emeklilik kurumuna bir dilekçe ile ibraz ettiğinde Alman emeklilik kurumu yapacağı inceleme sonrası doğum tarihi 01.01.1965 olarak kabul edilebilecektir.

Zira Alman yargısıyla ABAD kararlarına göre Mustafa beyin ibraz ettiği 1977 yılında düzenlenmiş ilkokul diploması ile SGK hizmet kayıtlarında geçen 01.01.1965 doğum tarihi çelişki oluşturmadığı gibi tam bir uyum göstermektedir.

1965 doğum yılına göre 7 yaşında okula başlamış ve 12 yaşında ilkokulu bitirmiştir. SSK girişi ise 16 yaşındadır ve bu da çalışma hayatına uygundur. Oysa nüfusta mahkeme ile düzeltilen doğum tarihi olan 01.01.1967 tarihi esas alındığında Mustafa bey 5 yaşında ilkokula, 14 yaşında da çalışma hayatına başlamış olur.

Alman emeklilik kurumu Mustafa beyin 1965 doğum yılına göre sigorta numarasını değiştirdiğinde ilk bildirilen doğum tarihine göre 2034 yılında değil, 2032 yılında 67 yaşını doldurup iki yıl daha erken yasal emekli aylığı yaşına ulaşmış olacaktır.

Av. Şerif YILMAZ 

TÜRKİYE’DE YAŞIMI BÜYÜTTÜM: ALMANYA’DA DAHA ERKEN EMEKLİ OLABİLİR MİYİM? Video için lütfen tıklayınız!

Cookie Consent mit Real Cookie Banner