Avukat Serif Yilmaz | OsnabrückTÜRKİYE’DE TEDAVİ HATALARI ve TAZMİNAT DAVASI

Son yıllarda sağlık sektöründe verilen estetik, diş ve göz ameliyatları v.s. gibi hizmetlerin Avrupa ülkelerine göre daha uygun ücretlerle Türkiye’de yapılabilmesi, hem sektör sunucularının Avrupalı Türklere yönelik reklamlarını arttırmasına hem de bu reklamlar nedeniyle gurbetçinin sektörden uygun fiyatlarla yararlanma eğilimini arttırmıştır.

Gerçekten Türkiye’de özellikle özel sektördeki hastane ve polikliniklerde Avrupa standartlarında sağlık hizmeti veriliyor. Ancak bu arada tedavi hataları da olmuyor değil. Bu durumda gurbetçimiz yapılan reklamların da cazibesiyle Türkiye’de gittiği özel hastanede yanlış tedavi sonucu ağır bedensel mağduriyetler yanında maddi ve manevi zararlarla karşılaşıyor.

İşte bu durumda gerek Türkiye’deki insanımız gerekse yurtdışında yaşayan gurbetçimiz doktor hatalarına karşı bir hak elde edemeyeceklerini düşünerek bu mağduriyetlerini gidermeyi düşünmüyor veya konu hakkında hiçbir bilgileri olmadığından haklarını aramıyorlar.

Biz bu makalemizde bu mağduriyetlerin hukuken tazmini yollarını açıklamaya çalışacağız.

Gurbetçi insanlarımız genellikle Türkiye’de göz, diş (özellikle implant), saç ekimi ve estetik ameliyatları ile uygulamalarını tercih ediyorlar. Ancak verilen hizmetler kaliteli de olsa yapılan yanlış tedaviler sözkonusu olabiliyor. Örneğin karın yağlarını aldıran bir bayan gurbetçimiz ameliyet sonrası yaralarının iyileşmemesi sonucu daha bir dizi ameliyat geçirmek zorunda kalması, implantın çene kemiğine ters veya eğik olarak çakılmasından dolayı yıllarca acı çekmesi, veya kullanılan implantın anlaşmaya aykırı, kalitesiz ve ayıplı olması gibi. Bu örnekler çoğaltılabilir.

İşte bu durumlarda ameliyatın yapıldığı özel hastaneye ve ameliyatı bizzat gerçekleştiren doktora, anestezi uzmanına karşı maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.     

Bu davaların hukuki dayanağı ayrı ve özel bir anlaşma türü olan eser sözleşmesi hükümlerini düzenleyen  6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddeleridir. Çünkü buradaki olay gurbetçi insanımızın bir eserin meydana getirilmesi (örneğin göz çizdirme ameliyatı) için özel hastane ile anlaşmasıdır. Bu sözleşmede iş sahibi olarak tabir ettiğimiz gurbetçimizin tek sorumluluğu meydana getirilecek eserin (ör: sağlam bir implant diş) karşılığı olarak belirlenen ücreti ödemektir. Gerisi onu ilgilendirmemektedir.

Hukuk dilinde yüklenici olarak adlandırdığımız özel hastane veya kliniğin sorumluluğu ise yüklendiği işi  örneğin estetik ameliyatı yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan biçime uygun güzel bir görünüm kazandırılıp bedeli ödeyen gurbetçiye tam ve eksiksiz olarak teslim etmektir.

Bu sözleşmeyi diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda özel hastane/doktor tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdü ile bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmesidir. Burada özel hastanenin/doktorun sadakat ve özen borcundan dolayı (TBK 471/1 md.) hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak teslimi gerekir.

Öncelikle iş sahibi gurbetçimiz özel hastane/doktor tarafından, kanundaki özen borcundan dolayı gerekli tıbbi incelemelerden sonra yapılacak işin tıbbi teknikleri ve ortaya çıkabilecek komplikasyonlar yönünden 9.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Avrupa Biyotıp Sözleşmesi ve Hekimin Meslek Etiği Kuralları hükümlerine göre tam ve doğru olarak bilgilendirmeli ve rızası alınmalıdır.

Bundan sonra işi alan hastane/doktor taahhütlerine, tıbbın gereklerine ve iyiniyet kurallarına uygun şekilde ameliyatı veya uygulamayı gerçekleştirerek kararlaştırılan ve istenilen sonucu meydana getirmelidir. Bu gereklere uyulmaması, ameliyat sonrası kalıcı veya geçici bedensel arızaların oluşması tazminatı gerektirir.

Hatta tüm tıbbi gereklere uysa bile ortaya çıkan komplikasyonları (ör. Ameliyat yarasının açılması, apse yapması) sadakat sorumluluğu sebebiyle yüklenici doktor/hastane tarafından giderilmek zorundadır. Bunlar yapılmamış ise ortaya getirilen eser yine ayıplıdır ve tazmini gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi,  daha eski kararlarında da belirttiği gibi 13.3.2017 günlü ve 2015/17955 esas, 2017/2959 karar sayılı ilamında uygulanan ameliyat tekniklerinin tıp kurallarına uygun olduğu, abdominoplasti (karın germe) ameliyatından sonra yara yerinde meydana gelen açılmanın ameliyatın komplikasyonlarından olduğu, bu nedenle hekimin eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu ve hekime atfı kabil kusur bulunmadığı şeklindeki Adli Tıp raporuna rağmen, bu raporu ortaya çıkarılan eserde ayıbın yani istenilen sonucun oluşup oluşmadığının tespitinde yetersiz bulmuştur. Çünkü hastane veya doktorun buradaki sorumluluğu sonuç sorumluluğudur.

Bu nedenle gurbetçimiz özel sağlık sektöründen aldığı, kaplama, köprü ve diş implantı, burun, yüz, kulak, göğüs estetiği, saç ekimi uygulamaları, göz ameliyatları  v.s. gibi hizmetlerde hatalı ve yanlış uygulamalarla tedaviden zarar görmeleri halinde Türkiye’deki mahkemelerde maddi ve manevi tazminat davası açabilirler.

Uğradıkları acıları veya kalıcı bedensel arızaları karşılamazsa da bu davaların avukat olarak tarafımızca takibi ve ispatlanması halinde kazanılma şansı çok yüksektir.

Av. Şerif Yılmaz