DANİMARKA BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYE’DE TANINMASI

Danimarka’da yaşayan Türk vatandaşı, çifte vatandaş veya Türkiye’den izin alarak Türk vatandaşlığından çıkan Pembe/Mavi Kart hakkı sahibi insanımız arzu edilmese de, geleceğe yönelik  binbir ümitle gerçekleştirdikleri evliliklerini çeşitli nedenlerle boşanma ile sonlandırmaktadırlar.

Bu vatandaşlarımız boşanmak için Danimarka mahkemelerine başvurmakta, taraflar Danimarka mahkemesinden boşanma kararı almaktadırlar. Tarafların her ikiside Türk vatandaşı ise mahkeme Türk Medeni Kanununu , tarafların biri Danimarka vatandaşı ise Danimarka hukukunu uygulamaktadır. Ancak Danimarka Avrupa Birliği(AB) üyesi olduğundan ve AB’de Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe  giren  “Boşanma ve Ayrılığa Uygulanacak Hukuk Alanında Güçlendirilmiş İşbirliğinin Uygulanmasına Dair Konsey Tüzüğü (ROM III Tüzüğü)” gereğince bu tarihten sonra açılan boşanma davalarında aksi kararlaştırılmadıkça Türk hukukunun uygulama yeri kalmamıştır. Yani artık taraflar ister Türk vatandaşı ister Danimarka vatandaşı olsun sadece Danimarka hukuku uygulanmaktadır.

DANİMARKA MAHKEME KARARI BOŞANMA İÇİN YETERLİ Mİ?

Danimarka’de boşanma kararı alınması Türk hukukununun hakimiyet alanına etki etmeyeceğinden bu hali ile Türk vatandaşı olanların işini görmeyecektir. Yani Türkiye için bir geçerliliği bulunmamaktadır. Bunun için belirli şartları sağlandığında bu boşanma kararının Türkiye’de de etkili olabilmesi ve nüfus kayıtlarına işlenebilmesi için Türk mahkemesince tanınması ve tenfizi  gerekmektedir.

DANİMARKA İDARİ MAKAMLARININ BOŞANMA KARARLARI TÜRKİYE’DE MAHKEMEDE TANINABİLİR Mİ?

Danimarka’da aile hukuku mevzuatında boşanmaya mahkemelerin yanında örneğin belediyeler de karar verebiliyor. Ancak belediyeler mahkeme olmadığı için bunların verdiği boşanma kararları da Türkiye’de tanıma tenfiz davasına konu olamaz. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere bu durumda izlenmesi gereken yol gösteren „ Yabancı idari makam boşanma kararları Türkiye’de tanınabilir mi? başlıklı makalemizi okumalarını öneririz.

Ancak 29.04.2017 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Nüfus Hizmetleri Kanununa 27/A maddesi eklenerek yabancı ülke ADLİ (mahkeme) veya İDARİ MAKAMLARCA (ör. Kopenhag Belediyesi) boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar tarafların veya vekillerinin BİRLİKTE bulunulan ülkedeki Konsolosluğa ve Türkiye’de bakanlıkça yetkilendirilen Nüfus Müdürlüklerine başvurması halinde  nüfus kütüğüne tescil edileceği hükme bağlanmıştır. İdari yoldan yani dava açılmadan tarafların birlikte başvurmaları halinde bu Danimarka idari makam boşanma kararı da nüfusa tescil edilebilecektir.

Ayrıca Nüfus Hizmetleri Kanununun 27/A maddesinin 3 üncü fıkrası “ Bu maddede sayılan şartlar yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye’de tanınması, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca yapılır“ derken yönetmeliğin 11 inci maddesi de paralel bir düzenleme ile „Yabancı ülke yetkili adlî veya idarî makamlarınca verilen kararların tesciline ilişkin başvurunun komisyonca reddedilmesi halinde; 5718 sayılı Kanun uyarınca yetkili aile mahkemelerine kararın tanınması veya tenfizi için dava açılabilir.“ diyor. Yani Nüfus Müdürlüğü veya Konsolosluk tanımayı reddetmişse yetkili aile mahkemesinde MÖHUK hükümlerine göre açılacak bir davaya bizi yönlendiriyor.

Ancak bu durumda yukarıda da izah ettiğimiz gibi 5718 sayılı MÖHUK’un 50. ve 58. maddeleri  “Yabancı mahkemeler…”  ve “yabancı mahkeme ilâmı…” tabirlerini ifade ettiğinden ve bu kanunda yabancı idari makam kararlarından bahsetmediğinden davamız ret mi edilecek?  Çünkü MÖHUK’taki düzenlemeye göre ADLİ YOLDAN TANIMA ANCAK DAVA YOLU İLE olabilmekte ve bu davalara sadece mahkeme kararları konu olabilmektedir. Burada iki kanun arasında bir çelişki oluşmaktadır.

Yargı uygulamaları zaman içerisinde belirecek olmasına rağmen bizim kanaatimize göre Nüfus Kanununa göre davaların görülmesi gerekir. Zira Danimarka idari makam kararının tanınmasını idari yoldan kabul edip, mahkemeye geldiğinde „Hayır bu mahkeme kararı değil, bu nedenle tanımıyorum“ demek kanun koyucunun iradesine ve kanuni düzenlemenin amacına aykırı olacaktır. Çünkü yeni kanunun amacı yurtdışında yaşayan vatandaşımızın işini kolaylaştırmak ve idari makamlarca verilen kararların da Türk hukuk sistemi içerisinde tanınabilmesini sağlamaktır. Diğer yandan Nüfus Kanunundaki düzenleme MÖHUK’taki düzenlemeye göre özel bir hükümdür ki, bu durumda özel hükmün öncelikle uygulanması hukukun gereğidir. Bu nedenlerle ister beraber başvuru yapılsın ve reddedilsin ister anlaşma olmadan tıpkı mahkeme kararlarında olduğu gibi tek taraflı Danimarka idari makam kararına karşı çekişmeli bir tanıma davası açılsın bu kararlar mahkemelerce adli yönden de tanınmak zorundadır.

Mahkeme ve Yargıtay hangi yolu tercih edecek bunu ileri zamanda göreceğiz ama bizim kanaatimize göre ellerinde Danimarka idari makam (Ör: Belediye veya valilik) boşanma kararı olanlara ister anlaşmalı ister tek taraflı hemen bize müracaat ederek davalarını açtırmalarını tavsiye ederiz.

MAVİ KARTLILAR, ANLAŞARAK BİRLİKTE BAŞVURU YAPANLAR ve BOŞANILAN DİĞER TARAFI ÖLMÜŞ VEYA YABANCI OLANLAR TANIMA TENFİZ DAVASI AÇMAK ZORUNDA DEĞİL

Türk vatandaşı iken evlenip daha sonra izinle Danimarka vatandaşlığına geçenler tekrar bir Türk vatandaşı ile evlenmek istediklerinde yetkili makamlar onlardan Türk makamlarından “evlenme ehliyet belgesi” istediklerinden , bu kişiler de Türkiye’de tanıma tenfiz yaptırmak zorundadırlar. Zira nüfus kayıtları kapalı da olsa halen nüfusta evli olarak görünmektedirler. Mavi/pembe kartlı bu insanlarımızın yeni düzenleme ile tanıma tenfiz yaptırmaları idari işlemle yapılırken ayrıca dava açmalarına gerek bulunmuyor.

Zira Mayıs 2012‘de Nüfus Kanununda değişiklik yapılarak Mavi Kartlılar Kütüğü oluşturuldu. Daha sonra da 30 Nisan 2013’te İçişleri Bakanlığı bu kütüğün oluşturulması ve işlemlerin nasıl yürütüleceğine dair „Mavi Kartlılar Kütüğü ve Beyan Edilen Nüfus Olaylarının Tutulması Hakkında Yönerge“ yayınladı. O tarihten beri mavi/pembe kartlı insanımız belgelerini tamamlayarak yurt dışında Konsolosluklara, yurt için de ise Nüfus Müdürlüklerine müracaat ederek Danimarka mahkemesi boşanma kararlarını „Mavi Kartlılar Kütüğü“ndeki kayıtlarına işletebilirler.

Konu ile ilgili yazdığımız Mavi kartlılar da yabancı mahkeme boşanma kararını tanıtmak için Türkiye’de dava açmak zorunda mı?başlıklı makalemizden daha detaylı bilgi edinilebilirler.

Sadece Türk vatandaşı veya çifte vatandaşlığa sahip olanlar açısından ise durum değişik. 29.04.2017 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Nüfus Hizmetleri Kanununa 27/A maddesi eklenerek yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar tarafların veya vekillerinin BİRLİKTE bulunulan ülkedeki Konsolosluğa ve Türkiye’de bakanlıkça yetkilendirilen Nüfus Müdürlüklerine başvurması halinde  nüfus kütüğüne tescil edileceği hükme bağlanmıştır.

Bu durumda Danimarka’da boşanan ve boşanma kararı kesinleşen Türk vatandaşı veya çifte vatandaşımız birlikte veya vekaletname verecekleri avukatları aracılığıyla Danimarka’da bağlı oldukları Konsolosluğa veya Türkiye’deki Nüfus Müdürlüğüne usulüne uygun belgeleriyle başvurduklarında dava açmalarına gerek kalmadan boşanma kararları nüfus kayıtlarına işlenecektir. Lâkin idari yolla sadece boşanma kararları veya yabancı makam kararındaki boşanmaya ilişkin kısımlar tanınabilir. Kararda velayet, nafaka, tazminat, mal rejimi, yargılama gideri v.s. varsa bunlar tanımaya esas alınmaz, bunlar için ayrıca TENFİZ DAVASI açılması gerekir.

Bu düzenlemenin uygulama yönetmeliği olan „YABANCI ÜLKE ADLÎ VEYA İDARÎ MAKAMLARINCA VERİLEN KARARLARIN NÜFUS KÜTÜĞÜNE TESCİLİ HAKKINDA YÖNETMELİK“ 7 Şubat 2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. 

Buna göre ; Danimarka mahkemesi veya idari makam boşanma kararının idari yoldan tanınması için BİRLİKTE başvurularını taraflardan birinin yerleşim yeri il müdürlüğüne; Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Kahramanmaraş, Samsun, Siirt, Sivas, Trabzon, Şanlıurfa ve Van il müdürlüklerinden birine yapacaklar.

Lâkin aynı yönetmelik gereğince Danimarka mahkemesi veya idari makamınca verilen kararların aile kütüğüne tescil işlemlerini yapmak üzere, dış temsilciliklerde ve Bakanlıkça belirlenen il müdürlüklerinde komisyonlar kurulacak ve bu komisyonlarca karar verilecek.

Bununla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı 19.03.2018 tarihli yazısı ile yönetmelik gereğince usul ve esasları belirleyen „Yabancı Ülke Adlî ve İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Teciline Yönelik Açıklama“yı 81 il valiliklerine ve Dışişleri Bakanlığına (Büyükelçilik ve konsolosluklar) göndermiştir. 

Bu yönetmelik ve talimat hükümlerine göre Türkiye’deki nüfus müdürlükleri ve yurtdışında konsolosluklara tek taraflı başvuru yapıldığında Danimarka mahkemesi veya idari makamında boşanılan eşin de bu başvurudan itibaren 90 gün içerisinde başvurması gerekiyor. Boşanılan eş başvurmaz ise başvuru yapılmamış sayılarak red edilir. Bu durumda tanıma davası açmak zorunlu olur. 

Bu talimatla Türkiye’deki nüfus müdürlükleri ve yurtdışında konsolosluklarda komisyonlar oluşturularak başvurular alınmaktadır.  

Bu düzenlemeden ve uygulamadan sonra ise 26.03.2020 tarihli mükerrer Resmî Gazetede yayınlanan 23.05.2020 tarihli 7226 sayılı Kanun değişikliği ile Nüfus Hizmetleri Kanununa 27/A maddesine bir ibare eklenerek Danimarka mahkemesi veya idari makamında boşanan taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekilinin tek başına başvurusu ile bu kararın da Türkiye’de idari yoldan davasız olarak tanınmasına imkân getirilmiştir.

Kısacası bu düzenlemelere göre taraflardan en azından biri Türk vatandaşı ve çifte vatandaş olanlar;

-BİRLİKTE (veya vekili/vekilleri aracılığıyla) başvurursa,

-Başvuran taraf Türk vatandaşı veya çifte vatandaş olsa dahi Danimarka mahkemesi veya idari makamında boşanılan eş ölmüş veya yabancı uyruklu ise DAVA AÇILMASINA GEREK BULUNMUYOR. 

Ancak;

-Beraber başvuru yapılamıyorsa,

-Tek taraflı başvuruya rağmen diğer eş ölmüş veya yabancı uyruklu değilse ve o da 90 gün içerisinde başvurmaz ise,

-Beraber başvuruya rağmen Konsolosluk veya Nüfus Müdürlüğü mevzuata uygun görmediğinden red kararı vermiş ise TANIMA DAVASI AÇILMAK ZORUNDADIR.

 

 

KARARIN TANIMA-TENFİZİ YAPILMAZSA NE OLUR?

Boşanma kararının tanıma-tenfizinin yapılmaması Türk hukukun açısından karmaşıklığa neden olmakla birlikte taraflar ve mirasçıları için hak kayıplarına sebebiyet verebilmektedir. Şöyle ki;

*Herşeyden önce Danimarka mahkemesinde boşanılmasına rağmen halen Türk nüfus kaydında aslında boşanılan kişi ile evli göründüğünden vefat halinde eşler halen birbirinin mirasçısı olmaya devam ederler. Bu kişiler mirasçılık belgesi çıkartarak malvarlığını üzerine geçirebilir.

*Türk nüfus kaydında halen evli olarak göründüklerinden tekrar evlenmek istemeleri halinde evlenemezler.

*Boşanma kararının gecikilmeden tanıma ve tenfizi yapılmazsa, zamanla boşanan eşlerin birbirleriyle irtibatı kesileceğinden ve hatta vatandaşlık durumları değişebileceğinden, tanıma tenfiz davalarında diğer eşin adresinin bulunması ve tebligatın yapılması oldukça güçleşir. Bu da daha fazla masraf ve davanın daha fazla uzamasına sebebiyet vererek hakkılarınız gecikme uğrar.

*Eşlerin evlilik birliği sırasında edindikleri taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması için açılacak davanın şartı tarafların boşanmış ve kararın kesinleşmiş olmasıdır. Dolayısıyla özellikle eşlerin evlilik birliği sırasında edindikleri Türkiye’deki taşınmaz mallarla ilgili açılacak davalarda Türk mahkemeleri yetkili olduğundan uzun süre sonra yapılan tanıma-tenfizler sonucu elde edilecek kararla bu hakkın zamanaşımına uğraması sözkonusu olacaktır.

*Tanıma-tenfiz yapılmadığı için taraflar halen evli gözüktüğünden üzerlerine aldıkları taşınmaz ve taşınır mallar evlilik birliği içerisinde edinilmiş olacağından diğer eş bundan hak talep edebilecektir. Bunun için de bir seri dava açmak ve hakkın geri alınması için masraf yapmak gerekecektir.

*Yine tanıma-tenfiz yapılmadığında halen evli görünmeden dolayı Danimarka mahkemesinde boşanmasına rağmen gayriresmi evlenip veya evlenmeden çocuk sahibi olan kadının çocuğu evlilik birliğinde doğmuş gibi gerçekte boşanılmış babanın adına nüfusa kaydedilecektir. Bu da babalığın reddi gibi dava şartlarının çok kısa hak düşürücü sürelere tabi tutulduğu karmaşık ve yıllarca sürecek davaların açılmasına sebebiyet verecektir.

TANIMA-TENFİZ DAVALARININ AÇILMASI İÇİN BİR SÜRE VAR MI?

Kanunlarımızda böyle bir süre öngörülmemektedir. Ancak bu davanın geciktirilmesi yukarıda izah etmeye çalıştığımız hak kayıplarına ve zorluklara sebebiyet verecektir.

BU DAVAYI AÇMAK İÇİN MUTLAKA TÜRKİYE’DE MAHKEMEYE GİDİLMELİMİDİR?

Normalde her insan hakkını aramak için mahkemelere kendisi bizzat dava açabilir. Ancak bazı davaların uzman bir kişi tarafından takibi gerekebilir. Özellikle yurtdışında yaşayan ve ikamet eden insanlarımızın Türk hukukuna aşina olmamaları , dava açmak ve takibi için Türkiye’ye gitmelerini hem bu davaların uzmanlık gerektirmesi hem de gidiş gelişlerin çok masraflı olması nedeniyle tavsiye etmeyiz.

Dava açamak isteyen kişiler veya taraflar kendilerini verecekleri bir vekaletname ile tarafımızdan Türk mahkemeleri ve makamları nezdinde temsil ettirebilirler. Bizleri vekil tayin ettiklerinde Türkiye’ye gitmelerine, duruşmalara katılmalarına gerek bulunmamaktadır.

DAVA AÇMAK İÇİN NE YAPILMALI?

Şayet Danimarka mahkemesinde veya idari (örnek: Belediye’de) makamında boşanan eşler anlaşabiliyorsa vatandaşlıklarına bakılmaksızın  Konsolosluğa veya Türkiye’deki Nüfus Müdürlüklerine başvurarak dava açmadan boşanma kararlarını işletebiliyorlar.

Birlikte başvuru yapılamıyorsa yani taraflar anlaşamıyorsa tanıma davası için ; bir taraf Danimarka vatandaşı ise o kişi “Apostille” şerhi verilmek kaydıyla Danimarka noterinden , Türk vatandaşı ise Türk konsolosluklardan veya Türkiye’de noterden avukat olarak bize vekaletname çıkartabilirler. Ancak bu durumda dava çekişmeli bir dava olacağından karşı tarafın vatandaşlık ve ikamet yerine göre değişkenlik göstermekle birlikte  dava süreci  1 -2 yılı bulabilmektedir.

SİZE BAŞVURURKEN HANGİ BELGELERİ TEMİN ETMEMİZ GEREKİYOR?

Yukarıda da izah ettiğimiz gibi öncelikle sizin adınıza dava açıp hareket edebilmemiz için vekaletname gerekmektedir.

İkincisi Danimarka mahkemesi veya idari makam boşanma kararına ihtiyacımız var. Ancak bu kararlarda kesinleşme ve Apostille şerhi olması gerekmektedir. Genelde kesinleşme yazıları mahkeme veya idari makam boşanma kararı arkasına veya önüne işlenir. Bazı mahkeme ve idari makamlarda  ise kesinleşme yazısı ayrı verildiğinden mahkeme/idari kararlaına olduğu gibi bu kesinleşme yazısının arkasına da Apostille yazısı yazılması gerekmektedir.

Başkaca bir belgeye ihtiyaç bulunmamaktadır.

APOSTİLLE ŞERHİ NEDİR?

1961 tarihli Lahey (Apostille) Sözleşmesine göre “Apostille Şerhi” yabancı devlet makamlarınca düzenlenmiş belgelerin ayrıca bir tasdik işlemine tabi tutulmaksızın bir başka devlet makamı tarafından geçerli kabul edilmesine yönelik işlemler bütünüdür. Bu işlem son derece basit olup belgeyi düzenleyen devletin yetkili makamı tarafından ilgili evraka “Apostille” kaşesinin basılarak veya etiketinin yapıştırılarak imzalanmasından ibarettir.

Yani Danimarka mahkeme/idari makam kararının veya Danimarka noterinin düzenlediği vekaletnamenin bu şerhi taşıması halinde, bu belgeler yeniden Türk makamlarınca onaylanmasına gerek kalmadan Türk makamları önünde geçerli olmaktadır.

TANIMA DAVASINDA TEKRAR MI BOŞANMA GÖRÜLECEK?

Tanıma tenfiz davalarında tekrar boşanma sebepleri incelenmez. Türk hakimi burada Danimarka mahkeme hakiminin veya idari makamının kararını değiştiremeyeceği gibi boşanmaya esas olayları da yeniden göremez. Türk mahkemesi hakimi sadece bu Danimarka mahkemesi boşanma kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığını, davalı tarafa savunma hakkı verilip verilmediğini araştırır ve kararını verir.

TANIMA DAVASINDA ŞAHİT DELİLİ GEREKLİ Mİ?

Tanıma-tenfiz davaları  5718 sayılı Milletlerarası Özel hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre basit yargılama usülüne tabidir. Bu davalar adli tatilde de görülebilir.

Bu davalarda şahit, bilirkişi, keşif gibi deliller istenmez. Sadece kesinleşmiş ve “Apostille” şerhi verilmiş Danimarka mahkeme/idari makam kararının aslı ile bunların onaylı (Noter veya Türk Konsolosluklarından) Türkçe tercümelerinin verilmesi delil olarak yeterlidir.

Davalı taraf Danimarka vatandaşı ise Tebligat Kanunu gereğince dava dilekçesi, mahkeme tensip tutanağı ve tebligat evrakları Dancaya tercüme edilerek ikamet ettiği yer Danimarka mahkemesince tebliğ edilir.

Davalı Türk vatandaşı ve yurtdışında ikamet ediyorsa ona tercüme yapılmadan ikamet yerinin bağlı olduğu Türk Konsolosluğunca tebligat yapılır.

Ayrıca 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayri Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşmenin 10a maddesine Danimarka çekince koymadığı için Danimarka’daki vatandaşlık durumu ne olursa olsun davalı kişiye Türk konsolosluğu veya Danimarka mahkemesi aracı kılınmadan doğrudan tebligat yapmak da mümkündür. Bu durumda Danimarka posta idareince tebligat yapıldığına dair mahkemeye geri gelen parçanın Türkçeye tercümesi gerekmektedir.

Danimarka’nın veya Avrupa’nın neresinde olursanız olsun bize ulaşabilir, gerekli bilgileri aldıktan sonra ihtiyaç olan belgeleri (Vekaletname, Mahkeme Kararı) bize bizzat veya posta ile ulaştırdığınızda sizin Türkiye’ye gitmenize gerek kalmadan davanızı açıp sonuçlandırıyoruz.

Av. Şerif YILMAZ 

Cookie Consent mit Real Cookie Banner