Av. Şerif YILMAZ

ALMANYA’DAN EMEKLİ AYLIĞI ALANLARA NEDEN VERGİ BORCU ÇIKARTILIYOR?

Bu makalemizde Türkiye’ye kesin dönüş yapan ve Almanya’dan emekli olanların vergi borçları vergi borç çıkmazları ile ilgili sizlere genel bilgilendirme ve yönlendirme yapacağız. Türkiye’ye kesin dönüş yapıp Almanya’da yıllarca çalışmalarından dolayı yatırdığı primlerini karşılığı emekli olan ve Türkiye’de ikamet ederken Alman emeklilik sisteminden bir emekli aylığı veya geliri elde edenlerin 2011 yılından beri yaşadığı vergi borcu problemi devamlı olarak bize soruluyor.

Aslında problem Alman emeklilik sisteminden değil Alman vergi hukukundan kaynaklanıyor ve bu problem 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren Yaşlılık Gelirleri Kanunu (Alterseinkünftegesetz) ile Alman Gelir Vergisi Kanunu’nun (Einkommensteuergesetz) 22. Maddesinde yapılan değişiklikten sonra başladı. Alman devleti bu kanun değişikliğiyle “Ben kademeli olarak 2005 yılından başlamak üzere 2040 yılında emekli aylıklarının yüzde yüzünü vergilendirmek istiyorum” dedi. Bu düzenlemeye göre 2005’e kadar ilk defa emekli aylığı bağlananların emekli aylığı gelirlerinin %50’si, ondan sonra 2020 yılına kadar her emekli aylığına başlanılan yıla göre iki puan artırarak yani 2005’te %50’si, 2006’da %52’si, 2007’de %54’ü ve böyle devam edip 2020’de örneğin emekli aylığı gelirlerinin %80’i vergiye tabi tutulmaya başladı. 2020’den sonra bu oran birer puan arttırarak 2040 da %100’ü vergiye tabi olacak şekilde düzenleme yapıldı.

Ancak hem ödenen primlerin belirlenen oranda vergiden düşürülmesi hem de emekli aylığına başlanılan her yıl hızlı bir şekilde ve daha yüksek oranda vergiye tabi tutulması Almanya içerisinde bir tür çifte vergilendirmeye sebebiyet verdiğinin anlaşılması üzerine 01.01.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe giren kanun değişikliğiyle bu tarihten sonra emekli olanların vergiye tabi emekli aylığı gelirlerinin oranı %0,5 puan arttırılmaya başlandı. Bu yeni değişikliğe göre çalışırken yatırılan primlerin %100’ü gider olarak vergi matrahından düşürülmeye ve örneğin 2022 yılında ilk defa emekli olanın vergiye tabi emekli gelirinin %82’si vergiye tabi olurken 2023 yılında ilk defa emekli olanın vergiye tabi emekli gelirinin %82,5’i, 2024’te %83’ü, 2025’te %83,5’i, 2026’da %84’ü şeklinde vergiye tabi tutulup kademeli olarak yarın puan arttırıldı. Bu kademeye göre 2023 öncesi düzenleme gereğince emekli aylığı gelirlerinin 2040 yılına kadar %100’nün vergiye tabi olması gerekirken artış hızı düşürüldüğünden bu süre 2058 yılına kadar uzatılmış oldu.

İşte Almanya’dan yaşlılık, malullük, ölüm aylığı veya işletme aylığı (Betriebsrente) gibi emekli aylığı alıp Türkiye’de yaşayan bu vatandaşlarımızı olumsuz etkileyen ilk sebep bu oldu.

İkincisi ve asıl önemli olan ise Türkiye ile Almanya arasındaki Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması (ÇVÖA) sürecidir. Bu iki değişiklik Türkiye’ye kesin dönüş yapan ve Almanya’dan emekli aylığı alanları etkiledi ve problem olmaya başladı.

Şu bilgiyi öncelikle verelim ki, Türk vergi hukukuna göre ister yurt dışından ister Türkiye’den yani SGK’dan hangi statüde olursa olsun emekli aylıkları hiçbir şekilde vergiye tâbi değildir. Türkiye’de bunlardan vergi alınmaz.

2005’teki bu radikal değişikliklerden elbette ki, Almanya’da ikamet edenler de kısmen etkilenmişlerdir.

Örnek: Almanya’da ikamet eden Faruk bey özel sektörde kendi çalışmalarından dolayı Almanya’dan 2005’ten itibaren emekli aylığına hak kazanıyor. Bu durumda kanuna göre emekli aylığının %50’si vergiye tabi olacaktır. Eğer, Faruk bey brüt 1.000 Euro emekli aylığına hak kazandıysa bunun %50’si yani yıllık 6.000 Eurosu vergiye tabi tutuluyor. Alman vergi hukukunda Almanya’da ikamet edip tam vergi mükellefi (unbeschränkte Steuerpflicht) olanlar için evli olup olmadıklarına ve yıllara göre değişen vergi muafiyet sınırları (Grundfreibetrag) vardır.  Vergiye tabi gelirler bu sınırın altında kalıyorsa bu mükelleflerden vergi kesilmiyor.

Örneğimizdeki Faruk Bey’e 2005’te emekli aylığı bağlanmıştı ve bu emekli aylığının yıllık 6000 Eurosu vergiye tabiydi. Ancak diyelim ki, zamlarla birlikte 2026 yılında emekli aylığı gelirleri yıllık 15. 440 Euro yapıyor. Bu durumda Faruk beyin 6 bin Eurosu vergi dışıdır diğer kalan kısmı yani 9.440 Eurosu ise vergilendirilecektir. Ancak bu miktar 2026 yılı için belirlenen asgari vergiden muaf sınırın içerisinde kaldığı için Faruk Bey vergi ödemeyecektir.

Bu arada şu bilgiyi de verelim ki, Alman emeklilik sisteminde Alman Emeklilik Kurumları (Deutsche Rentenversicherung) bu emekli aylıklarını vergi dairesine düzenli olarak bildiriyor. Fakat kendisi vergiyi tahakkuk ettirme ve tevkifat yolu ile yani kaynağında vergiyi kesemiyor. Vergi tahakkuk işlemleri tamamen Alman vergi dairelerinin (Finanzamt) yetkisindedir. Kısaca ifade etmek gerekirse Alman yetkili Vergi Dairesi Faruk Bey’in ne kadar emekli maaşı aldığını biliyor. Faruk beyin ayrıca her yıla ait yıllık gelir vergisi beyannamesi (Einkommensteuererklärung) vermesi gerekiyor. Bu beyannamede Almanya’da ikamet ettiği için kendisi şayet giderleri (Ausgaben) varsa bunları beyannamesinde belirtip vergiden düşebiliyor ve oldukça az vergi borcu ile karşılabiliyor. Almanya içerisinde Faruk bey için prosedür böyle yürüyor.

Peki Faruk bey Almanya dışarısında yani Türkiye’de ikamet etse idi durum nasıl olacak?

Normalde Almanya dışında altı aydan fazla ikamet edenler veya ikametlerini Almanya dışına taşıyanlar temelde vergiye tabi olmaması gerekir. Çünkü bunlar Alman Gelir Vergisi Kanunu’nun birinci maddesi gereğince dar yani sınırlı vergi mükellefidirler (beschränkte Steuerpflicht). Dolayısıyla dar vergi mükellefleri Almanya’da ikamet edenlere uygulanan vergiden muafiyet sınırlardan faydalanamıyor. Almanya, bunların gelirlerinin tamamını vergilendiriyor.

Örnekte verdiğimiz ve Türkiye’de ikamet eden Faruk Bey’in vergiye tabi emekli aylığı geliri 9.444 Euro idi. Yani muafiyet sınırının altındaydı. Ancak kendisi Türkiye’de ikamet ettiğinden ve muafiyetten faydalanamadığımdan bu miktarın tamamı vergiye tabi tutuluyor.

İşte yukarıda da bahsettiğimiz gibi Türkiye’ye kesin dönüş yapmış, tasını tarağını toplamış, her şeyini Almanya’dan resmi olarak kesmiş vatandaşlarımıza vergi borcu çıkarılmasının bir sebebi budur.

İkinci ve en önemli konusu ise yine yukarıda belirttiğimiz gibi uluslararası hukukun alanına giren Türkiye ile Almanya arasındaki Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması (ÇVÖA) sürecidir. 01.01.1990 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ve bizim birinci Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması dediğimiz anlaşma Türkiye Almanya arasında yapıldığında bu sözleşmenin 18’inci maddesinde emekli aylıkları ile ilgili şöyle bir düzenleme vardı. Diyordu ki, emekli olan kişi nerede ikamet ediyorsa hangi ülkeden emekli olursa olsun ikamet ettiği ülke emekli aylığını vergilendirme hakkı vardır.

Yani şöyle örnek verelim. Ömer Bey Almanya’dan emekli olmuş ama Türkiye’ye kesin dönüş yapmış ve Trabzon’da oturuyor. Bu Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması gereğince Almanya’dan ve Türkiye’den aldığı emekli aylıklarını vergilendirme hakkı Türkiye Cumhuriyeti devletine aittir. Fakat yukarıda da vurguladığımız gibi Türkiye, ister yurtdışı ister yurtiçi olsun hiçbir emekli aylığını vergilendirmiyor. Bu durumda Ömer bey hiçbir zaman emekli aylığından dolayı vergi ödemeyecektir. Elbette sözleşme sadece emekli aylıkları ile ilgili değildir. Ayrıca faiz gelirleri, kira gelirleri, gayrimenkul gelirleri gibi birçok alanda hükümler içermektedir.

Bu sözleşme yürürlükte iken 2005 yılındaki kanun değişikliğini de nazara alan Almanya bu kesin dönüş yapan ve Almanya’dan emekli vatandaşlarımızdan vergi alamayınca 2009 yılında tek taraflı olarak bu sözleşmeyi feshetti. Ama sözleşme 31.12.2010 tarihine kadar yürürlükte kaldı. Sözleşme hükümlerine göre Almanya’nın böyle bir hakkı vardı.

Bu Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması yürürlükten kalkınca Türkiye’de ikamet eden ve Almanya’dan emekli aylığı alan vatandaşlarımızı daha büyük bir tehlike bekliyordu. Çünkü bu vatandaşlarımızı koruyan kalkan yani Çifte Vergilendirme Anlaşması artık yok idi. Bunların tüm vergiye tabi emekli aylığı gelirlerinin Almanya tarafından vergilendirilmesi söz konusu oldu.

Türk hükümetiyle Alman hükümeti arasında 2009’dan itibaren konu ile ilgili birçok görüşme yapıldı. Nihayet 01.01.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ve bizim de ikinci Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması dediğimiz anlaşma imzalandı. Yine emekli aylıklarının vergilendirilmesi ile ilgili bu sözleşmenin de 18. maddesinde vergi mükellefi hangi ülkede ikamet ediyorsa mukim ülkenin vergilendirme hakkı olduğu hüküm altına alındı. Fakat bu defa Almanya benim ülkeden emekli olan kişi Türkiye’de de ikamet etse vergiye tabi emekli aylığı kısmının yıllık 10.000 Euro’ya kadar kısmını vergiden muaf tutuyorum, bunun üzerindeki kısmı gelirin %10’unu geçmeyecek şeklinde vergilendiririm diye bir hüküm ekletti. Türkiye hükümeti de bunu kabul etmek zorunda kaldı.

O günden sonra bu ikinci Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması gereğince Türkiye’ye kesin dönüş yapan ve Alman özel sektörde çalışmalarından dolayı emekli aylığı alan vatandaşlarımızın yıllık 10.000 Euro’yu geçen gelirlerinin %10’unu geçmeyecek şeklinde Almanya’da yetkilendirilen Neubrandenburg Vergi Dairesi vergilendirmeye başlamıştır. İşte bütün mesele budur.

Oysa Türkiye’nin yaklaşık 85 ülkeyle çifte vergilendirmeyi önleme sözleşmesi vardır. Bu sözleşmeler hemen hemen birbirinin aynıdır. Örneğin Hollanda ve Avusturya gibi. Hollanda’dan emekli olan kişi Türkiye’de ikamet ediyorsa onlar ne Hollanda’da ne Türkiye’de vergi ödemiyorlar. Çünkü sözleşmede böyle bir değişiklik yapılmadı. Aynı şekilde Avusturya ile yapılan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmamız 2009 yılında revize edilmesine rağmen yine emekli aylıklarına dokunulmadı. Yani Avusturya “Benim ülkemden alınan emekli aylıklarını vergilendiririm” demedi.

Burada Almanya-Türkiye Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasına dönersek bu anlattıklarımız sadece özel sektörde çalışmalardan dolayı Almanya’da alınan emekli aylıklarının vergilendirilmesiyle ilgilidir. Bu özel sektör çalışmalarından dolayı emekli aylığı alanların ikamet ettikleri ülkeye göre vergi uygulaması değişse de bunların mavi kartlı Alman vatandaşı, çifte vatandaş, Türk vatandaşı veya tamamen yabancı vatandaş olmalarının önemi yoktur. Burada önemli olan ikamet edilen ülkedir.

Lâkin Almanya’da kamudan yani federal devletten, yerel yönetimlerden veya yerel yönetimlerin iştiraklerinden emekli aylığına hak kazananlar için Almanya-Türkiye Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasında ayrık düzenleme vardır.

Bu emekli aylıklarına federal hükümetin, memur, polis veya muvazzaf askerlik gibi devlet memurluklarından, eyaletlerin öğretmen, hâkim, savcı ve üniversite akademik kadrolarından, belediye, ilçe veya belediyeler birliğinin memurluklarından, kamu tarafından kurulmuş yani kamuya ait fakat bütçesi ayrı olan emeklilik fonları veya kamu sandıkları gibi özel kamu fonlarından alınan emekli aylık ve gelirlerini örnek verebiliriz.

Somut örnek vermek gerekirse, Alman vatandaşı Yaşar bey Bremen eyaletinde mühendis memur olarak çalışmış ve emekli olmuştur.

Almanya’nın bu emekli aylığı ve gelirlerini vergilendirme hakkı Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının 19’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre şayet Türkiye’de ikamet eden ve Alman kamu hizmetleri dolayısıyla emekli aylığı alan kişi Alman vatandaşı ise vergilendirme hakkı Alman devletine aittir. Bunlar için özel sektörden yani Alman Emeklilik Kurumundan (DRV) emekli olanlardan veya buradan gelir alanlardan farklı olarak 10.000 Euro sınırı uygulanmaz. Bunların çifte vatandaş olması da önemli değildir. Zira aynı zamanda Alman vatandaşıdırlar.

Örneğimizdeki Yaşar beyin Almanya’da memur olarak aldığı emekli aylığını Türkiye değil Almanya vergilendirir.

Bu açıdan bakıldığında Alman Memur Statü Kanunu (Beamtenstatusgesetz) gereğince kamuda memur statüsünde olmak için mutlaka Alman vatandaşı veya en azından Avrupa Birliği vatandaşlığı şart olduğundan sadece Türk vatandaşı olan bir kişinin bu şekilde bir emekli aylığı alması pek mümkün görünmemesine rağmen bu kanundaki istisnai olarak düzenlenen ancak uygulamada çok az görülen hizmetin gerektirmesi halinde sadece Türk vatandaşının kamuda memur olarak çalışması mümkündür.

Örneğin bir üniversitede profesörlük veya bilimsel bir araştırma kadrosunda çalışmak gibi.

Şayet bu şekilde çalışan ve sadece Türk vatandaşı olan kişi Almanya’da kamudan emekli olup Türkiye’de ikamet ederse Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının 19’uncu maddesine göre bu aylığı vergilendirme hakkı sadece Türk devletine aittir. Almanya bu emekli aylığını vergilendiremez.

Görüldüğü gibi vergilendirmede genel prensip olarak vatandaşlığın önemi olmamasına rağmen bu uygulamada vatandaşlık çok önemlidir.

Almanya’dan emekli Türkiye’de ikamete rağmen tam vergi mükellefi olabilir mi?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Almanya’dan özel sektör çalışması dolayısıyla emekli aylığı alanlar şayet Almanya dışında örneğin Türkiye’de ikamet ediyorsa Alman Gelir Vergisi Kanunu’nun birinci maddesi gereğince dar vergi mükellefi olurlar ve Almanya’da evli veya bekar olmalarına göre vergiden muafiyet sınırlarından faydalanamazlar. Giderleri varsa da bunları vergi matrahından düşemezler.

Ancak buna rağmen Alman Gelir Vergisi Kanunu’nun 1/3 maddesi hükmüne göre iki şarttan birinin yerine getirilmesi ve başvuru üzerine tıpkı Almanya’da ikamet edenler gibi tam (sınırsız) vergi mükellefi olabilirler.

Bu maddeye göre Almanya’da ikametgahı veya mutat meskeni bulunmayan bir gerçek kişinin şayet;

  • Takvim yılı içinde gelirinin en az %90’ı Alman gelir vergisine tabi ise

veya

  • Alman gelir vergisine tabi olmayan gelirleri vergiden muafiyet sınırını aşmıyorsa

başvurusu üzerine Almanya gelirleri ile sınırsız yani tam vergi yükümlüsü olabilir.

Bu şartlardan ikincisinin hesabında Türkiye, 18.11.2018 tarihinde Alman Federal Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan yazıya göre “Ülke Grubu 3”e ait olduğundan (BStBl I s. 1462), vergiden muafiyet sınırı Alman Gelir Vergisi Kanunu’nun 1/3 maddesi uyarınca tam değil, yarı olarak hesaba katılır. Diğer yandan yine hesaplamada Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının 18/2 maddesine göre sadece sınırlı olarak vergilendirilebilen emekli maaşları dahil olmak üzere yaşlılık gelirleri Alman Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca gelir sınırlarının hesaplanmasında Alman gelir vergisine tabi olmayan gelirler olarak kabul edilir.

Bu iki şarttan birini sağlayan Türkiye mukimi vatandaşlarımız Almanya’dan aldıkları emekli aylıkları dolayısıyla tam vergi mükellefi olabilirler.

Buna bir örnek verelim. Evli olan Suzan hanım Almanya’da uzun yıllar çalıştıktan sonra eşi ile birlikte Türkiye’ye taşınmış ve 2023 yılında Almanya’dan yaş şartını doldurduğundan emekli aylığına hak kazanmıştır. Suzan hanım Alman Emeklilik Kurumundan yıllık brüt 12.000 Euro, Türkiye’de SGK’dan ise yıllık 4.800 Euro emekli aylığı almakta, Almanya’da ise bir dairesinden yıllık 12.000 Euro gelir elde etmektedir.

DRV brüt yıllık aylığı: 12.000 Euro

Kira geliri (Almanya): 12.000 Euro

Türkiye yıllık emekli aylığı: 4.800 Euro (Almanya‘da vergilendirilmiyor)

DRV emekli aylığı vergilendirilebilir oranı: %82,5

Almanya emekli aylığı vergilendirlen kısım 12.000 × %82,5 = 9.900 Euro

Kira geliri (Almanya): 12.000 Euro

Toplam : 21.900 Euro

Düşülecek gider (Reklam-Maktu Miktar) = 102 Euro

Kalan Kısım: 21.178 Euro

  1. Şart (%90 Kuralı) Yönü İle;

12.000+12.000+4.800= 28.800 Euro

24.000/28.800= %83,33 < %90

Bu durumda Suzan hanımın Alman gelir vergisine tabi yaşlılık gelirlerinin oranı %90’ın altında kaldığından bu şartı sağlayıp tam vergi mükellefi olamıyor.

  1. Şart (Vergi Muafiyet Sınırı Kuralı) Yönü İle;

2026 yılı için vergi muafiyet sınırını kişi başı yuvarlak olarak 12.000 Euro olarak kabul ettiğimizde Türkiye, Alman Federal Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan yazıya göre “Ülke Grubu 3”e ait olduğundan vergiden muafiyet sınırı 12.000 Euro olarak değil, bunun yarısı olan 6.000 Euro olarak hesaba katılır.

Türkiye yıllık emekli aylığı geliri 4.800 Euro 1/2 olarak hesaplanan bu 6.000 Euro sınırının altında kaldığından Suzan hanım Alman Vergi dairesine başvuru yapması halinde Alman Gelir Vergisi Kanunu’nun 1/3 maddesi gereğince Almanya’da tam vergi mükellefi olabilir.

Görüldüğü gibi Suzan hanım %90 kuralını yerine getiremezse de ikinci şartı yerine getirdiğinden bu imkândan faydalanabilir.

Bu uygulamadan yaralanması halinde Suzan hanım;

  1. Giderlerini vergiden düşebilir
  2. Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının 18/2 maddesindeki sabit 10.000 Euro muafiyet sınırından daha yüksek ve her yıl daha da yükselen Almanya’daki vergi muafiyet sınırından faydalanabilir
  3. Evli olduğu için eşi ile birlikte yuvarlak olarak 24.000 Euro muafiyet sınırından faydalanabilir
  4. Ödeyeceği vergi miktarı ciddi anlamda düşer hatta vergi muafiyet sınırı altında kalırsa hiç vergi ödemez.

Elbette görüldüğü gibi bu çoğunlukla Türkiye’de elde edilen gelirlerin özellikle emekli aylığı gelirinin miktarına göre değişmektedir. Zira çoğu zaman vatandaşlarımızın SGK’dan aldıkları emekli aylıkları yüksek olduğundan maalesef bu ikinci şartı da yerine getirmiyorlar. Örneğin Suzan hanımın SGK emekli aylığı geliri 4.800 Euro değil de 6.200 Euro olsaydı 1/2 indirilmiş 6.000 Euro muafiyet sınırını geçtiğinden tam vergi mükellefi olamayacaktı.

Diğer yandan Suzan hanım başvuru yapıp bu imkândan faydalanmasaydı Almanya gelirlerinin tamamı vergiye tabi olacağından tahmini olarak yaklaşık 3.500-3.800 Euro vergi borcu ile karşı karşıya kalacaktı.

DRV emekli aylığından vergi dairesi kesinti yapabilir mi?

Alman Vergisi Kanunu’nun 50a/7 maddesi gereğince gelir vergisi ve buna bağlı dayanışma katkı payı (Solidaritätszuschlag), vergi alacağının teminat altına alınması amacıyla vergi dairesinin kararıyla kesinti yoluyla tahsil edilebilmektedir.

Alman Vergisi Kanunu’nun 50a/7 maddesinin amacı vergi alacağının tahsilinin tehlikede olduğu durumlarda, verginin sonradan tahsil edilememesi riskine karşı, gelir sahibine yapılan ödemelerden kaynağında kesinti yapılmasını sağlamaktır. Bu bir ceza değil bir önlemdir.

Bu düzenlemeye göre vergi dairesinin vergi alacağını kaynağında bu kesintileri yapabilmesi için üç şartın bir arada olması gerekir.

  1. Vergi borçlusunun Almanya’da dar (sınırlı) vergi mükellefi olması (Yani vergi borçlusunun Almanya dışında ikamet ediyor olması)
  2. Vergi borçlusunun Almanya’dan düzenli bir gelir elde etmesi
  3. Vergi dairesinin, vergi alacağının tahsilinin tehlikede olduğuna dair kararı

Vergi alacağının tehlikede olması ise vergi borçlusunun Almanya’da ikamet etmemesi, Almanya’da herhangi bir malvarlığı bulunmaması, daha önceki vergilerin sonradan tarh edilmesi halinde gelecekte tarh eden vergi miktarlarının ödenmeme ihtimalidir. Burada vergi kaçakçılığı şart değildir, sadece tahsilatın risk altında olması yeterlidir.

Vergi dairesinin vergi alacağının tehlikede olduğuna ilişkin karar vermesi halinde artık vergi borçlusundan değil, düzenli gelir aldığı kurumdan yapılan ödemelerden tahsilat yapılır. Bu durumda kesinti yapılan yıl sonunda çıkacak vergi borcundan bu kesintiler toplamı mahsup edilir.

Türkiye’de ikamet edip Alman Emeklilik Kurumundan (DRV) ve/veya İşletme Emeklilik Sandığından emekli aylığı alan vatandaşlarımız açısından baktığımızda bu gelir veya gelirlerin yüksek olması ve devamlı yıl sonları vergi borcu çıkması halinde Alman Neubrandenburg Vergi Dairesinin emekli aylığından her ay kesinti yapılmasına ilişkin karar vermesini ve bu şekilde vergi alacağını tahsil etmesini düşünebiliriz.

Konunun daha iyi anlaşılması için örnek verelim;

Türkiye’ye kesin dönüş yapan ve Türkiye’de ikamet eden Harun bey Almanya Emeklilik Kurumundan 2022 yılından itibaren yaşlılık emekli aylığı alıyordur. Harun beyin Almanya’da herhangi bir malvarlığı yoktur ve kendisi yıllık emekli aylığı gelirleri Türkiye Almanya Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasına göre 10.000 Euro’nun üzerinde yüksek olmasına rağmen gelir vergisi ödememiştir. Harun bey Türkiye’de ikamet ettiğinden Almanya’da dar vergi mükellefidir.

Yetkili Neubrandenburg Vergi Dairesi Harun beyin 2022-2024 yıllarına ait örneğin 2.000 Euro gelir vergisi borcu olduğunu, bu vergi alacağının kendisi tarafından ödenmesine, gelecekte vergi alacağının teminat altına alınması amacıyla Alman Vergisi Kanunu’nun 50a/7 maddesi gereğince Ocak 2026’dan itibaren emekli aylığı ödemelerinden aylık 72 Euro vergi kesintisi yapılmasına, bu kesintilerin yapılması için Alman Emeklilik Kurumunu yükümlü tuttuklarına ilişkin  Kasım 2025’de bir karar verir ve Harun beye bu kararı Türkiye adresinde tebliğ eder.

Vergi dairesi Harun beyin emekli aylığından 72 Euro kesintinin yapılıp kendisine gönderilmesi için bu kararın bir suretini Alman Emeklilik Kurumuna gönderir.

Böylelikle Harun bey 2026 Ocak ayı aylığını 72 Euro eksik alacaktır. Şayet bu kesinti toplamı 2026 yılı sonunda kendisine çıkartılacak vergi borcunu karşılarsa herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadan vergi borcunu ödemiş olacak. Lâkin 2026 yılı sonu itibariyle çıkarılacak vergi borcu yıllık toplam 864 Euro’dan daha fazla ise kalan kısmını kendisi havale yoluyla vergi dairesi hesabına ödeyecektir.

2022-2024 yılları arası için tahakkuk ettirilen 2.000 Euro vergi borcunu ise Harun bey kendisi bizzat ödeyecektir. Bu kısım için vergi kesintisi uygulaması yapılamaz.

NOT! Makalemiz tamamen bilgilendirme ve yönlendirme amaçlı olup bağlayıcı değildir. Bu nedenle makalemizde izah etmeye çalıştığımız konu Türk hukuku avukatı olarak bizim değil, tamamen Alman vergi hukuku (Steuerrecht) alanına girdiğinden daha ayrıntılı, kişiye özel ve net bilgiler için Alman vergi hukukunda uzman avukatlara veya alanında uzmanlaşmış Alman Mali Müşavirlerine (Steuerberater/in) başvurulmasını rica ediyoruz.

Av. Şerif YILMAZ

ALMAN EMEKLİ MAAŞINDAN NEDEN ve NASIL VERGİ ALINIYOR? TÜRKİYE’DE YAŞAYANLAR DİKKAT! Video için lütfen tıklayınız!

Cookie Consent mit Real Cookie Banner